Hal i Seyran

Bakınız ,"özgürlük tiyatrosu."
Genç bir adam, camiye girmelerine müsaade edilen ihtiyarları, askeri komutlarla avludaki Çin bayrağının ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in portresinin önünde ikişerli sıraya soktu. Sonra hepsine ayakta ve koro halinde Çin’e sadakat yemini türünden bir metni okuttu. Ardından sol yanlarına döndürülen ihtiyarlar, uygun adım yürüyüşle caminin namaz bölümüne alındı. İçlerinden bazıları ancak bastonlarına abanarak yürüyebilecek kadar düşkün ve çelimsizdi."
Sayfa 173·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Tarih boyu oyun aynı,oyuncu aynı, zulüm aynı .
Han Çinlileriyle Uygurların evlilikleri için maddi destek paketleri açıklıyor, kredi ve kira yardımı yapıyor, bu evliliklerden doğacak çocuklara üniversitelere girişte öncelik vadediyor. Karışık evlilikleri yaygınlaştırma adına, bazen Çin medyasında "Uygur genç kızın gönlünü çalan Çinli erkek" temalı "romantik" öyküler bile yayımlanıyor.
Sayfa 160·Kitabı okudu
Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar ...
Hiçbir yargılama süreci veya hukuki altyapıya dayanmayan kamplar, uygulanan eğitim metotlarının manevi ağırlığının yanı sıra, fiziksel şartların ve rutin temposunun zorluğuyla da dikkatleri çekiyordu: Her sabah erkenden bayrak töreniyle gün başlıyor, ardından akşama kadar “Çince”, “modern Çin tarihi”, “Komünist Parti tarihi”, “komünizm esasları” gibi dersler görülüyor, yemekler hep beraber aynı salonda ve askeri komutlar altında yeniyor, katılımcılara tüm bu akış boyunca çok katı disiplin kuralları tatbik ediliyordu. Tuvalet ve banyolara, Uygurların abdest ve gusül almamaları için ilave kameralar yerleştirilmişti. Her türlü İslami ibadet, alışkanlık ve ibarenin unutturulması amaçlanan eğitim programında kadın erkek karışık şarkı ve dans türünden etkinliklere özellikle yer veriliyordu. Belli bir sürenin ardından, Uygurlara kendileri, aileleri ve yetişme tarzlarıyla alakalı “özeleştiri” yapma mecburiyeti getiriliyor, söz konusu oturumlarda Çinli yetkililerin önünde geleneksel Uygur kültürü ve yaşantısı ağır biçimde eleştiriliyordu. Kamplardan çıkarılarak normal hayata dönen Uygurlarla Çin devlet medyasının yaptığı bazı röportajlar mevcut. Onların hepsinde de aynı vurgular var: “Ben çok aşırı, dar görüşlü ve karanlık fikirlere sahip bir insandım. Eğitimimi tamamladıktan sonra şimdi artık özgür düşünceliyim. Modern bir vatandaş ve aydın bir Müslümanım.” Dayak ve tacizin rutin hale geldiği kamplarda kimin ne kadar kalacağı da, tamamen “eğitim” sırasında gösterdiği performansa bağlıydı.
Sayfa 158·Kitabı okudu
Firavn yineledi: Züleyha bize bir şey söylemeyecek misin? Yûsuf içinden, Züleyha tamamla sınavını, diye geçirdi. Bana gelişini tamamla ki sana geleyim. Züleyha, diye geçirdi Yûsuf içinden; benim temize çıkmam için değil şimdi, şimdi senin temizlenmen için, senin kirini ikrar edecek denli kirden arındığını göstermen için tamamla sınavını. Kaldır, at sırtından, sırtında kalan geçmişin son ağırlığını.
Sayfa 174·Kitabı okudu
Züleyha oradaydı. Yûsuf da oradaydı. Yûsuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığı gece ile aralarında tam on iki yıl vardı. Züleyha oradaydı. Yûsuf’un içinden ok yemiş bir ceylân geçti. Züleyha oradaydı. Yûsuf’un düştüğü kuyuya bedevinin aynasından yansıyan aydınlık indi. Züleyha oradaydı. Yûsuf’un düştüğü zindana güneşin, yansıması değil kendisi geldi. Sanki gece, oda, Züleyha. Bir daha gece, oda, Züleyha. Yûsuf sanki bu defa, Züleyha’nın odasından Züleyha’nın gösterdiği yoldan geçerek çıkıp gitti."
Sayfa 173·Kitabı okudu