Mucânk

Bilimler ve Bilgelik
Genellikle Batılı ülkelerde anlaşıldığı şekliyle bilim ve tekniklerin tarihi, güç ve hakimiyet iradesi ile (öncelikli olarak, tabiat ve insanların mahvolmasına götürse bile), ona hizmet eden bilim ve teknikler en yüce gayedir, yegane değerdir, "gelişme" ve "büyüme"nin de dinidir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Eğer insan, bizzat kendisi hariç her şeyi değiştireceğini iddia ediyorsa, onun yaptığı her devrim başarısızlıkla sonuçlanacaktır.
Büyük Cihad, nefse karşı, insanı bulunması gereken noktadan çekip alan bütün eğilimlere, gelgeç arzulara, putlar edinmeye sürükleyen, dolayısıyla da Allah'ın birliğini tanımaktan alıkoyan her şeye karşı yapılan bir mücadeledir.
Bugün İslâm'a neler ve neler borçlu olduğumuzu bilmek, kesinlikle bir tarihçinin uzmanlık alanı, bir meraklının hobisi veya bir hayalperestin zevki meselesi değildir. Tam aksine mutlu bir geleceğin kurulması için çırpınan, çabalayan ve fikirler üreten herkesin, ama herkesin görevidir.
Binlerce yıllık bir perspektiften bakıldığında apaçık görülür ki Batı, insanlık tarihinin en büyük canisidir.