İnsan en nihayetinde bir ada değil midir? Bir ada kadar tek başına,bir ada kadar kimsesiz...Öte yandan tek başına ve kimsesiz olmanın aslında tamamıyla kötü olmadığı fikri kuşatıyor beni.Zira tek başına olmak beraberinde özgürlüğü getirdiği gibi,kimsesiz olmak derinlere inmemize olanak sağlar.
Tekvin benim için beklediğimden daha sürükleyici bir okuma oldu.
Arif Ergin öyle klasik bir anlatım kurmamış; biraz gizem, biraz sembol, biraz da sürekli “bir şey çözecekmişim” hissi var kitapta. Bölüm başlıkları, harfler falan derken okurken ister istemez dikkat kesiliyorsun.
Bazı yerlerde “tam anladım” diyorsun, sonra tekrar karışıyor ama bu kötü bir şey değil bence. Aksine merak ettiriyor. Kitap seni pasif bırakmıyor, sürekli içine çekiyor.
Ben en çok o gizemli atmosferi sevdim. Okurken sadece hikâyeyi değil, altındaki anlamı da yakalamaya çalışıyorsun. O yüzden biraz dikkatli okumak gerekiyor.
Kısacası, kafa yoran, detay seven biriysen seversin. Ama düz, hızlı aksın gitsin diyorsan biraz zorlayabilir. Ben okurken baya keyif aldım
Ve Sen Kuş Olur Gidersin benim için tam anlamıyla bir “ruh hali” kitabıydı.
Tarık Tufan öyle büyük olaylar anlatmıyor ama insanın içine dokunan bir şey var. Okurken sanki birinin iç sesini dinliyormuş gibi hissettim. Yer yer dağılıyor gibi ama o da kitabın samimiyetinden bence.
En çok yalnızlık ve o iç sıkıntısı geçti bana. Hani insanın sebebini tam koyamadığı bir boşluk olur ya, tam öyle.
Herkese hitap etmeyebilir açıkçası. Ama böyle daha içe dönük, duygulu şeyleri seviyorsan seversin. Ben bitirdikten sonra da biraz düşündüm, o hissi kaldı.