Yazar, kitabın neredeyse ilk dörtte birlik bölümünde karakterlerin ve mekanların ayrıntılı tanıtılmasına yer vermiş. Özellikle Paris ve Notre Dame Kilisesi öyle bir anlatılmış ki, gidip görmüş kadar oluyorsunuz. Mimari konularda böylesi ayrıntılara dikkat etmesi insanı gerçekten hayran bırakıyor. Tabi Olay örgüsüne girmeden böylesi tasvirler ile karşılaşmak bazı okuyucuları sıkabilir. Kitabın geriye kalan kısmında ise kurgulanan konu daha akıcı şekilde ilerliyor. Tek taraflı aşkların olduğu bu macerada, yalnızca çirkin kamburumuz Quasimodo'nun aşkının saf ve gerçek olduğunu anlıyorsunuz. İlgi çekici konusunun yanında, yazarın olayları anlatırken araya girip, zamanın çarpıklıklarını eleştirmesi de farklı tat katmış kitaba. Bu sebeple bir aşk kitabı demek haksızlık olur diye düşünüyorum. Her yönden insanı farklı duyguların gemisine bindirebilecek bir eser.