MucizeVezir

MucizeVezir
@MucizeVezir
Gezgin
9 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
BİLGE ADAMIN APTAL ÖĞRENCİSİ (Aptallığın Üçüncü Hali)
Geçen yaz zihnimde beliren, o günden beri de bir köşede duran bir 'yazı taslağı'... ​Kendi kaderinin yanlış tarafında duran bir karakter... Ailesinden kalan mirası reddedemeyen, bile bile hata yapmayı seçen bir genç kızın itirafı. Sizce insan gerçekten 'bozuk bir tohumdan' sağlıklı bir ağaç çıkarabilir mi, yoksa kaderimiz köklerimizde mi yazılıdır? BİLGE ADAMIN APTAL ÖĞRENCİSİ (Aptallığın Üçüncü Hali) Tanıdığım bilge bir adam, "Aptallıkla cesaret arasında ince bir çizgi vardır," demişti. İşte ben de o çizginin tam kıyısındayım ama ne yazık ki yanlış tarafta...   Ne diyebilirim ki, ben aptalın tekiyim. Ve bundan hiç gurur duymuyorum. Bana göre aptallığın çeşitleri vardır. Birincisi doğrudan akılla ilgili olandır, ikincisi bariz doğruyu görememek ve üçüncüsü de bile bile yanlış yoldan gitmektir.   Benim aptallık sebebim üçüncüsü. Dediğim gibi, bundan gurur duymuyorum. Hepimiz biliyoruz ki hayatta yaptığımız seçimler önemlidir ancak bazı şeyler temelimizde zaten vardır. Sonuçta aile diye bir gerçek var. Tohum bozuksa ondan yemyeşil, sağlıklı ve meyve veren bir ağaç bekleyemezsin.   Acı çekenler yalnızca kaybedenlerdir derler. Bunun doğru olup olmadığını ancak kazanınca anlarsın. Yani dibi görmeden ne kadar yüksekte olduğunu anlayamazsın...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
DOĞU'NUN KRALİÇESİ
(AURA- Ogryzek eşliğinde okumanızı öneririm.) "Bu sen değilsin!!" diye bağırdı arkamdan. Olduğum yerde durdum. Yavaşça ona doğru dönerken konuşmaya devam etti. "Sen Octavia değilsin, Octavia asla böyle bir şey yapmazdı." dediğinde yüzüm artık tamamen ona dönüktü. "Ne yapmazdı?" dedim soğuk bir sesle. Sorum onu afallatmış olacak ki duraksadı. "Ailesine sırtını asla dönmezdi," dedi. Gözlerinde tereddüt vardı. Son dediğine karşılık dudaklarımdan istemsiz bir kahkaha yükseldi. Ardından aramızdaki mesafeyi aşarak ona doğru yaklaştım. Ona o kadar yakındım ki soluk alıp verirken çıkardığımız buharlar birbirine karışıyordu. Tof'un bana öğrettiği keskin bakış ve acımasız ses tonuyla, "Octavia; onu satmayan, onu seven ailesine sırtını dönmezdi," kelimeleri vurgulayarak söylemiştim. Beni pişman etmeye çalışıyordu ama bunun artık işe yaramayacağından haberi yoktu. Kendi silahını ona doğrultma sırası bendeydi. Konuşmama kaldığım yerden devam ettim. Bu sefer sesim daha yumuşaktı. "Biliyor musun? Düşünüyorum da biz bu aile işini çok abartmışız. Oysa kan bağı olmasa da aile olunabilir diye düşünmüştüm; sen de öyle demiştin, hatırlıyor musun?" Sorumu cevaplamadan gözlerimin içine baktığını fark edince devam ettim: "Evet, tabii ki de hatırlıyorsun. Söylediğin pek çok yalandan bir tanesi..." "Ben sana asla yalan söylemedim!" lafının üzerine burnumdan güldüm. "Sence de bir sahtekar için çok fazla 'asla' demedin mi? Yoksa yine beni, yani Octavia'yı mı kandırmaya çalışıyorsun?" "Ben... Ben özür dilerim... Böyle olmasını istememiştim..." Sesi artık kulağıma daha acınası geliyordu. Sıkılmaya başlıyordum; onun sesini duymayı hiç özlememiştim.
Edebiyat
İçimdeki ateş
İçimdeki ateş o kadar büyük ki kalbimi bile köze çevirdi. Aldığım her nefeste ateşim daha çok körüklendi. Boşa dememişler; "Soluduğum oksijendi içimdeki ateşi yakan"* diye. * Serkan KaraismailoğluSerkan Karaismailoğlu
YAZMAK ÜZERİNE BİR YAZI
Yazmak istedim ama aklıma bir konu gelmedi. Ben de yazmanın kendisi üzerine yazayım, belki o zaman kalemimin ucundaki ateşi bir nebze olsun söndürebilirim diye düşündüm ve yazmaya şu kelimelerle başladım: Kitap okumak can simidimse yazmak da benim limanımdır. Kalemimi içimdeki ilhama batırıp bembeyaz kâğıdın üzerinde, tıpkı buz pateni yapar gibi kaydırırım. Kafamdaki sesleri dinleyip uygun kelimelerle kâğıdın üzerinde zarifçe gezdiririm. Bunun sonucunda harika bir şey de yazabilirim, berbat bir şey de. Suçlu da görülebilirim, masum da. Aslında yazmak riskli bir iştir. Az önce dediğim gibi; suçlu görülme ihtimali bu işi riskli kılar. Yazdıkların her zaman herkesin hoşuna gitmeyebilir, herkesin düşünceleriyle uyuşmayabilir. Keza tarihte de bununla ilgili pek çok örnek var. Bu durum çoğu zaman senin yazdıklarınla ilgili de değildir; sorun bizzat karşıdakilerdedir, onların sığlığındadır. Tabii bunu asla kabul etmezler. Sırf daha geniş, daha aydınlık görebildiğin ve bunu kâğıda dökebildiğin için seni kendi mürekkebinde boğar, ışık yayan kalemini celladın yaparlar...
Edebiyat
Şu dünyada o kadar misafiriz ki, bizi canlı tutan ruhumuz bile bizim değil; o, Yaradan’dan bir parça. MucizeVezirMucizeVezir
Duygu ve Düşünce