Geçen yaz zihnimde beliren, o günden beri de bir köşede duran bir 'yazı taslağı'...
Kendi kaderinin yanlış tarafında duran bir karakter... Ailesinden kalan mirası reddedemeyen, bile bile hata yapmayı seçen bir genç kızın itirafı. Sizce insan gerçekten 'bozuk bir tohumdan' sağlıklı bir ağaç çıkarabilir mi, yoksa kaderimiz köklerimizde mi yazılıdır?
BİLGE ADAMIN APTAL ÖĞRENCİSİ (Aptallığın Üçüncü Hali)
Tanıdığım bilge bir adam, "Aptallıkla cesaret arasında
ince bir çizgi vardır," demişti. İşte ben de o çizginin tam kıyısındayım
ama ne yazık ki yanlış tarafta...
Ne diyebilirim ki, ben aptalın tekiyim. Ve bundan hiç gurur
duymuyorum. Bana göre aptallığın çeşitleri vardır. Birincisi doğrudan akılla
ilgili olandır, ikincisi bariz doğruyu görememek ve üçüncüsü de bile bile
yanlış yoldan gitmektir.
Benim aptallık sebebim üçüncüsü. Dediğim gibi, bundan gurur
duymuyorum. Hepimiz biliyoruz ki hayatta yaptığımız seçimler önemlidir ancak
bazı şeyler temelimizde zaten vardır. Sonuçta aile diye bir gerçek var. Tohum
bozuksa ondan yemyeşil, sağlıklı ve meyve veren bir ağaç bekleyemezsin.
Acı çekenler yalnızca kaybedenlerdir derler. Bunun doğru
olup olmadığını ancak kazanınca anlarsın.
Yani dibi görmeden ne kadar yüksekte olduğunu
anlayamazsın...