“Hiç kimsenin ölünceye kadar bast, yani ferahlık yaşamaya hakkı yoktur. Üstelik o sürekli bast, yani kesintisiz ferahlık, aslında bir kabzdır, bir darlıktır. Kalp grafiğindeki iniş ve çıkışların çokluğu kişinin hayatta olduğunu gösterdiği gibi musibetler nimetleri, sevinçler hüzünleri takip ediyorsa, bu, canlılık alâmetidir. Aksi halde insan manevi bir felç geçiriyordur.”
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu. “ Çok konuşan kimsenin sürçmeleri çok olur. Sürçmesi çok olanın günahı çok olur. Günahı çok olana yakışan da cehennem ateşidir”
“Huzurlu yaşatan da, şifayı veren de, rızkı veren de Allah'tır. İnsan, her olayda Cenab-ı Hakkı devre dışı bırakarak yaşarsa, ilahi kader onu tadil etmek için, yani hayır ne patronundandı, ne şundandı, ne bundandı demek maksadıyla o şeyleri insana musallat edebilir. Aynı patron orada durmasına rağmen geçinemez, aynı doktora gitmesine rağmen şifayı bulamaz, aynı öğretmenden ders almasına rağmen sınavları geçemez hale gelir. Her seferinde iyi sonuçlar aldığımız süreçlerden hayal kırıklığıyla çıktığımız zaman Cenab-ı Hakk bize bir hatırlatma yapıyor demektir. -'Bak bu nimetler onlardan değil, onlar var olmasına rağmen ters giden işlere bak ve üzerindeki nimetleri Ben'den bil ve insanların yalnızca aracı ve vesile olduklarını anla!' hatırlatmasıdır bu!
…”birr" kavramının Kur'an'da, iman ve ibadetten başlamak üzere her türlü iyilik, ihsan, itaat, doğruluk ve günahsızlık gibi anlamlarda kullanıldığı görülür. İşte buna acizane "kapsamlı iyilik" diyorum. Hiçbir ilişkimizi dışarıda bırakmayan içimizi, dışımızı kuşatan, falsosuz, defosuz iyilik…