“Tarih boyunca her düzeyde insanı hayran bırakan bütün ahlâki faziletler, inancı kuvvetli insan ve toplumlarda ortaya çıkmış, iman gevşemeye başladığı zamanlarda ahlâk da etkisini yitirmiş, topluma çirkin huy ve davranışlar hâkim olmuştur. Bu açıdan dinden ayrı bir ahlâk iddiası aslında ahlâkın yokluğu demektir.“
“İnsanoğlunun eğitim sistemini geliştirirken yüzyıllar içerisinde ancak keşfedebildiği örnekleme modelini en temiz hâliyle Kur'an'da sunan Allah, senden önce yaşamış insanların hikâyelerinde kendini bulmanı ve onların davrandıkları gibi davranmanı diliyor senden.
Doğruları yeniden yazarak yorulmanı istemiyor.
Zaten var olan doğruları uygula, oku, fikret ve şükret istiyor.
Oku ferahla, mutlu ol, rahatla istiyor Rabbin.
Sana yük olsun diye gönderilmedi bu Kur'an, her insan gibi aklında olan soruların cevabını bulman için var. “
“Fakat "akıl" deyince bir değil, iki tür akıl olduğunu bilmek gerekir. Maalesef Müslümanlar olarak Batı kompleksiyle aklı yoksullaştırıp tek bir anlama indirgedik. Aklın kalpsiz, merhametsiz, şefkatsiz, yıkıcı, hesapçı, menfaatçi olduğunu sandık. Batılı aklı nasıl anlıyor ve kullanıyorsa biz de öyle anlayıp kullanmaya çalıştık. Oysa Arapçada "akıl" anlamına gelen kelimelerden birisi de "kalp"tir. O zaman anlarız ki müminlerin akıl anlayışı, kalp anlayışından ayrı değildir. O hâlde, Allah ve âlem ile olan bağ aynı zamanda gönül ile kurulur.”