“Eskiden Batıcıların zulmüne maruz kalanlar, bugün Batı'yı her şeyin hatta dinin bile ölçütü yapıyorlar. Kur'ân'daki kıssaları Batılıların penceresinden bakarak haşa "masal" sayanlardan tutun, hadîsleri Batılı Oryantalistlerin kitaplarına bakarak reddedenlere kadar…”
İlk dönemde Fransızlara karşı mücadele eden Ezher şeyhleri, bu kez İngiliz işgaline karşı mücadelenin orta yerindeydiler. Ezher'de 100 seneden bu yana süren direniş geleneğinin, İzzeddin'in gelişimi üzerinde büyük bir etkisi olacaktı. Baba evinde aldığı eğitime, Ezher'de gördüğü İslami ilimler dersleri eklendiğinde, güçlü bir birikime sahip olmuştu zaten. Ancak bundan da önemlisi, sadece Cebele'de değil geniş bir bölgede şahsiyetiyle meşhur Kadiri şeyhi bir babanın yani Abdülkadir Kassam'ın oğlu olan İzzeddin, yetişkinliğe geçiş döneminde yine tıpkı babası gibi güçlü şahsiyetlerin ders halkasına dâhil olmuştu. Muhammed Abduh ve Muhammed b. Abdülmâlik el-Alemî gibi hocalardan faydalanmış, M. Reşîd Rıza, İzzeddin Alemüddin et-Tenûhî, Züheyr eş-Şâvîş ve Ali et-Tantâvî gibi önemli şahsiyetlerle dostluklar kurmaya başlamıştı. Bir yandan İngiliz sömürgeciliğiyle mücadele ederken, bir yandan da yeni bir ıslah ve ihya hareketi ile Müslümanları bilinçlendirme gayreti taşıyorlardı. Çok açık olan bir şey vardı; Kötü durumun müsebbibi İslam kültür ve medeniyeti değildi. Aksine özden uzaklaşıldığı için kötü duruma düşülmüştü. O halde kurtuluş yine İslam'ın kendisindeydi.
“İşin doğrusu , İsraillilerin de aslında ne yaptıklarını bildikleri; ülkelerinin başka insanlardan çalınmış topraklar üzerine kurulduğunu, o insanların topraklarından zorla sürüldüğünü biliyorlar. Ama bunu düşünmek, bundan bahsetmek istemiyorlar, tıpkı geçmişte soykırımdan bahsetmek istemedikleri gibi. Filistinlilerle diyalog kurma konusundaki korkunç beceriksiziklerin nedeni bu.