Yabancılara duyulan nefretin, daima, insanın kendisine duyduğu nefretle bir ilişkisi vardır. Eğer insanların, neden başka insanlara acı çektirip, onları aşağıladığını anlamak istiyorsak, önce kendi içimizdeki tiksindiğimiz şeylerle uğraşmalıyız; çünkü bir başkasında gördüğümüzü sandığımız düşmanı, ilk olarak kendi içimizde aramamız gerekir. İçimizdeki bu parçayı, bize onu hatırlatan yabancıyı yok ederek susturmak isteriz
Bir çocuk, anne-baba otoritesinin tehditkâr soğukluğu karşısında kendisini savunabilecek durumda değildir. Anne-baba, çocuğun duygularını zayıf ve değersiz olarak nitelerlerse, çocuk kendine özgü olandan utanmayı öğrenir. Böylece anne-baba, kendileri için tehdit olarak gördükleri bir şey için çocuğun suçluluk duymasını sağlamış olurlar. Bunun sonucu ise çok derinlere kök salan bir kendilik değeri yitimidir. Kendilik değerinde oluşan bu boşluk, itaat ve anne-babanın direktiflerine kendini bırakmanın tahrikini oluşturur. Milgram'ın deneyinde olduğu gibi, hastam da, bedensel semptomlara rağmen korkusunu ve acısını fark edemiyordu. Bunu yaptığı anda kendisini zayıf ve acınası hissedecekti.
Somatik işaretleyici hipotezi, en başından itibaren, duyguların
bir durumun belirli yanlarını veya olası eylemlerin belirli sonuçlarını
işaretlediğini varsayıyordu. Duygu bu işaretlemeyi bir "altıncı his"te
olduğu gibi açıkça, ya da bilincimizin radar menzilinin dışından gelen
sinyaller aracıhğıyla üstü örtülü bir şekilde yapıyordu. Akıl yürütmede
kullanılan bilgi de gayet açık veya -bir çözüme sezgi yoluyla vardığımızda
olduğu gibi- kısmen gizli olabilirdi. Bir başka deyişle, hemen
öncesindeki mantıksal adımların farkında olmaksızın belirli bir
sonuca vardığımız bir tür hızlı bilişsel süreç olan sezgide, duygunun
da rolü vardı. Aradaki adımlardan her zaman habersiz olmamız gerekmez,
sadece o duygu sonucu öylesine doğrudan ve hızlı bir şekilde
üretir ki akla çok fazla bilginin gelmesine ihtiyaç olmaz
Bir duygu, belli bir beyin sistemini etkinleştiren, belirli zihinsel imgelere bağlı bir grup beden durumu değişikliği ise, bir duyguyu hissetmenin özü, bu değişikliklerin, döngüyü başlatan zihinsel imgelerle birlikte yan yana yaşanması deneyimidir.