Zannediyorum ki, Kitabı travma yaşamayanlar ya da çok yakınında travmatize bir kişi olmayanlar pek anlayamaz.
Mesela donma refleksini gösteren bir yakınım 7 yıldır evden çıkmıyor ve bu kitap sayesinde onun yaşadığı psikolojiyi daha iyi anladım.
“Savaş kaç ya da don” bölümleri benim dikkatimi en çok çeken yerler oldu. İnsanın içinde travma sonrası biriken yüksek enerjiyi dışarı atıp atamaması ya da onu daha başka öğretici bir yöne çevirip çevirememesi onu bu üç durumdan birisine sokuyor.
Eğer savaşılamayan durumlarda insan kaçma refleksi gösteremeyip uzun bir süre donma durumunda kalırsa hayatı felç oluyor. Yaşam enerjisi gidiyor. Travmaya sebep olan olay yüzünden sosyal hayatını güvende görmediği için tek bildiği yer olan kendini sadece orada güvende hissettiği yerden çıkmıyor ve donma refleksi daha da gelişiyor.
Kitap bu aksaklıkların nasıl çözüldüğünü güzel anlatmış. O biriken enerjiyi yeniden sahneleme denen bir yöntemle dönüştürebileceğini hayvanlardan aldığı örneklerle anlatmış.
İnsanın zihnin karmaşık olması 3 tane beyne sahip olmamız bu çözümü biraz zorlaştırıyor aslında, ama insanın hayvanlardan farkı da zaten burda ortaya çıkıyor. Telkin alabilen, dışardan yardım alabilen, sosyal çevresine güvenen, arkadaşlarını ve en önemlisi de ailesini dinleyen bir kişi bu çözüme giden yolları görebiliyor. Ama hayvanlar bunu otomatik iç güdü ile yapıyorlar.
Kaplanı Uyandırmak1000Kitap