Yedincisi: Senin hayatına verilen cüz'i ilim ve kudret ve irade gibi sıfat ve
hallerinden küçük numunelerini vahid-i kıyasî ittihaz ile, Hâlik-ı Zülcelâlin
sıfat-ı mutlakasını ve şuun-u mukaddesesini o ölçüler ile bilmektir. Meselâ sen cüz'i iktidarin ve cüz'î ilmin ve cüz'i iraden ile bu haneyi muntazam
yaptğından, şu kasr-ı âlemin senin hanenden büyüklüğü derecesinde şu
âlemin ustasını o nisbette Kadir, Alim, Hakim, Müdebbir bilmek lâzımdır.
Netice: Madem dünyada hayat var, elbette insanlardan hayatın sırrını anlayanlar ve hayatını sû-i istimal etmeyenler, dâr-ı bekada ve Cennet-i baki vede hayat-ı bâkiyeye mazhar olacaklardır. Amenna!
Hem madem göz ile görünen bu hadsiz in'amlar, ihsanlar, lütuflar, keremler, inayetler, rahmetler, perde-i gayb arkasında bir Zat-t Rahman-ı
Rahimin bulunduğunu sönmemiş akıllara, ölmemiş kalblere gösterir. Elbet-te in'amı istihzadan ve ihsanı aldatmaktan ve inayeti adavetten ve rahmeti azaptan ve lütuf ve keremi ihanetten halâs eden ve ihsanı ihsan eden ve
nimeti nimet eden bir âlem-i bâkide, bir hayat-ı bâkiye var ve olacaktir.
Hem anlarsın ki, şu dünyadaki tezyinat, yalnız telezzüz veya tenezzüh için değil. Çünkü, bir zaman lezzet verse, firakıyla bir çok zaman elem verir. Sana tattırır, iştahını açar, fakat doyurmaz.Çünkü, ya
onun ömrü kısa, ya senin ömrün kısadır. Doymağa kâfi değil. Demek kıymeti yüksek, müddeti kısa olan şu tezyinat ibret içindir, şükür içindir. Usûl-i daimisine teşvik içindir. Başka, gayet ulvi gayeler içindir.