Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba, asıl mal sahibi olan Allah ne fiyat istiyor?
Elcevap: Evet, o Mün'im-i Hakiki, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiyat ise üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikir' dir. Başta bismillâh zikirdir. Âhirde elhamdülillâh şükürdür. Ortada, bu krymettar harika-i sanat olan nimetler Ehad, Samed' in mucize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derketmek fikirdir. Bir padişahın krymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye
sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün'imleri medih ve muhabbet edip Mün'im-i Hakikiyi unutmak ondan bin derece daha belâhettir.
Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah namına ver, Allah namına al, Allah namına başla, Allah namına işle! Vesselâm.
Ön Cihet: Felsefeci bir adam bu cihete bakarsa görür ki: Bütün canlı
mahlûkat, insan olsun, hayvan olsun kafile-bekafile büyük bir süratle
cihete gidip kaybolurlar. Yani, ademe gider, yok olurlar. Kendisinin de o
yolun yolcusu olduğunu bildiğinden, teessüründen çıldıracak bir hale gelir. Fakat iman nazaryla bakan bir mü'min, insanlarin o cihete gidişleri, se-
yahatleri adem âlemine değil, göçebeler gibi bir yayladan bir yaylaya bir
intikaldir. Ve fani menzilden bâki menzile, hizmet çiftliğinden ücret dairesine, zahmetler memleketinden rahmetler memleketine göç etmek olup,
adem âlemine gitmek değil diye bu ciheti memnuniyetle karşılar. Fakat yol
esnasında ölüm, kabir gibi görünen meşakkatler netice itibariyle saadetlerdir.