Bu kitabı yıllar önce,
lise dönemlerimde
Ezel dizisinde görmüş ve okumuştum.
Şimdi ikinci okuyuşum.
O günden bugüne
etrafımda kitap okuyan herkese
bu kitabı tavsiye ettim.
Şimdi gelelim kitabın içeriğine ve yapısına
Kitap "örümcek ağı" gibi:
farklı farklı olaylardan ve kişilerden bahsediyor, en sonunda da hepsi bir yerde birleşiyor. Muazzam bir sürükleyiciliği var.
Fransız İhtilali'nden önceki dönemlerde aristokratların ve soyluların halka nasıl zulmettiğini;
devrim sırasında ise az önce bahsi geçen sınıflarla ve nice masum insanın suçsuz yere katledildiğini görüyoruz.
Devrimin nasıl kanlı bir şekilde meydana geldiğini anlıyoruz.
Bu devrim anlatılırken büyük bir aşka da tanık oluyoruz.
Aristokrat bir aileden gelen Evromende Charles,
geçmişte insanlara zulmeden ailesini, soyunu redderek Charles Daryan adı ile yaşamaya devam eder.
Daha sonra ailesinin suçsuz yere hapse attırdığı Dr. Manette'nin kızına aşık olur. Hikaye bu şekilde devam ediyor...
Ama benim bahsettiğim aşk bu değil. Charles, ilerleyen dönemlerde suçsuz yere idam edilecekken Charles'e çok benzeyen ve Charles'in eşi Lucie'e aşık olan Sdyney Carton, Charles'in yerine geçerek kendisinin idam edilmesini sağlıyor.
Böylece çok sevdiği kadının gözyaşı dökmesine, üzülmesine engel oluyor. İdam edilirken içinden şu sözler geçiyor;
"Ömrümü verdiğim sevdiklerimin huzur içinde, faydalı, mutlu bir yaşam sürdüğünü görüyorum. Lucie'yi kucağında benim adımı taşıyan çocuğuyla görüyorum sanki..."
Tarih, tarihin karanlık yüzü, aşk, nefret, şefkat, umut, ölüm ve yaşam... Okunması gereken muhteşem bir kitap.