Tam bu sevinç sarhoşluğu anında bir ses duydum! Bir ses... Çatlak, ürküntü veren, buz kalıbı gibi donuk bir ses... Acaba nereden gelmişti bu? Bir hayaletin sesi olabilir miydi? Çünkü yalnızca hayaletler, küçük bir çocuğu öylesine korkutabilir... Hemen etrafıma bakındım. Ne de olsa ben bir satıcıydım. Satıcılar, her sesi duymak zorundadırlar. O sesi bulmalıydım. Hem az önce ilk paramı kazanmıştım, en fazla ne olabilirdi ki? Duyduğum ses, beni her ne kadar fazlasıyla ürkütmüş olsa da peşinden gittim; çünkü hayaletin sesi, beni çağırmaya devam ediyordu...