Zindan-ı gamda kaldım
Derya-yı felakete daldım eyvah!
Çeşm-i terimden akıyor kanlı yaşım
Düzah-ı renc ve mihnette ağrır başım
Ateş ciğere düştü, derunum yandı
Gönlüm soğudu, hüzün ve keder zihnimi sardı
Vicdan azapları cismimi üzdü.
Dünya hevesi ta ki temelinden kesildi. Sabrım yakıyor bağrımı ta pertev-efşan Düşmanlara tahkir olunan işte bu bir can Namusumu terhin ederek çareme baktım
Tiğ-hedef olduğumu gördüm de ne kaçtım!
Nazım bu cefahane-i mihnette üzülme Takdirle gelen kısmete razı ol ezilme
Görüyorsunuz ki insanlar bugün bir devr-i nuhusette imrar-ı hayat ediyorlar. İnsanca yaşamak yolunu kaybetmişler. Nefis ve arzularına tâbi olarak fezail-i insaniyeyi iptal eylemişler. Kanaat kalkmış, bet bereket azalmış, beynlerindeki revabit-ı meveddet münkesir olmuş, ahlak bozulmuş. Hürmet, itaat kalmamış.
Cansız, ruhsuz, işsiz, esersiz, tembel bir halde imrar-ı evkat ediyorlar; hudayinabit otlar gibi vukuat-ı ruzmerreye tâbi oluyorlar. Hayat-ı içtimaiyelerinde bir esas, bir tat, tuz yok. Çocukların oyunları gibi muhakemesiz, neticesiz bir hayatta yaşayarak gönüllerini ikmal ediyorlar.
...az uyku, irade kararlılığı sağlar, az konuşmak, birçok belâları önler, canlıları incitmemek, insanın maksadına ulaşmasını kolaylaştırır, az yemek nefsin azgın arzularını öldürür. Çok yemek kalbi katılaştırır, nurunu giderir, hikmetin nuru açlıkla bağdaşır. Oburluk, Ulu Allah'tan uzaklaştırır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor; " Kalplerinizi açlıkla aydınlatınız. Açlık ve susuzlukla nefsinizin azgın isteklerine karşı koyunuz. Yine açlıkla cennetin kapısını ısrarla çalınız. Bunun mükâfatı, Allah yolunda cihad edenin mükâfatına denktir. Allah katında açlık ve susuzluk çekmekten daha sevimli bir ibadet yoktur. Karnını tikabasa doldurarak ibadet lezzetini kaybeden kimse göklerdeki melekût âlemine giremez."
Erkekler bir kadını sevebilmek için ona hürmet edebilmelidirler; ismetlerinden düşen kadınlar için en şedit aşklar arasında bile, onlara bir zillet hissesi tefrik etmekten hâli kalmazlar...