~ Damda ~
Hoca çıkmış, kiremit aktarırmış damda. Kapı çalınmış bir an.
Eğilmiş bakmış: Bir adam.
Adamda ne üst, ne baş... Perişan.
Merak etmiş sormuş:
- Kimi istedin?
-Seni Hocam, biraz aşağıya in.
-lyi ama ağam, işim acele. Ne söyleyeceksen oradan söyle
-Bir ricam var senden, küçük bir ricam. Aşağıya insen ne olur, Hocam?
Herhålde iş mühim anlamak gerek. Bakalım neymiş muradı, diyerek
takım taklavatı bırakıp dama;
inmiş kırk bir basamak merdiveni.
Açarak kapıyı sormuş adama:
-Söyle. Ne var? Niçin indirdin beni?
Adam demiş ki:
-Hocam, ne olursun!
Allah kazadan belådan korusun.
Dert verip derman aratmasın Rabbim. Sevaptır bir sadaka ver, fakirim.
Bu lafları duyunca deliye dönmüş Hoca. Tà damlardan inişine mi yansın,
Yarıda kalan işine mi yansın?
Ama Hoca bu, kurnaz...
-Hele yukarı gel benimle biraz:
Üst tarafını orada söylersin.
Varınca ikisi de nefes nefese dama
Hoca dönmüş adama,
demiş ki :" Allah versin ! "
Bilesin ki, namazda iken insanı huşu ve şuur hâlinde bulunmaktan içe doğan duygu ve düşünceler alıkoyar, bunları kesinlikle kovmak gerekir. Bunları komada başarılı olabilmek için ya loş yerde veya oyalayıcılardan arınmış sade bir yerde namaz kılmak gerekir. Gürültü, işlemeli yer döşemeleri ve süslü ebiseler insanı şuur hâlinden alıkoyan başlıca oyalayıcılardır.