Gerçeğin yerine yanılgıyı yaymak,
Bütün çağlarda gelenekten sayıldı.
Rahat rahat çene yapılabiliyor böylece:
Ahmaklarla kim uğraşmak ister?
İnsan sözcükleri duyunca, aynı zamanda,
Hep onlarla ilgili bir şey,
Düşünmesi gerektiğini sanır.
Asıl, tekrarlara düşelim ki içimizi kemiren şeytanı her fırsatta rezil edelim. Hemen başlayalım. Yazalım albayım işte kalem, işte ıstırap albayım. Benden başlayalım albayım. Önce ben konuşurum. Sonra gene ben konuşurum. Soldan girerim albayım. Akşam olmaktadır albayım. Bütün güzel oyunlarda, heyecanı artırmak için akşam olur albayım: Işıklar yavaş yavaş söner. Güneş demek istiyorum albayım. Parantez içine yazılır albayım "hava kararmaktadır" diye.
Sevgili Bilge,
Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Sana durup dururken yazmak zorunda kalmasaydım. Bütün meselelerden kaçtığım gibi uzaklaşmasaydım senden de. İnsanları, eski karıma yapmış olduğum gibi büyük bir boşluk içinde bırakmasaydım.