Muhayyiledar

Muhayyiledar
@Muhayyiledar
“Yaşamak sanatı İnsanlık mesleği” Özdemir Asaf “Serin bir rüyanın hatırınadır çektiğim dünya ağrısı.” Birhan Keskin
İnsan ne karşında bu kadar açtır?
9/10
·136 syf.··
2026 70. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 12:42
Yemek? Sevgi? Şefkat? Merhamet? İçinde ne eksikse ona karşı belki de… Peki açlığını gideremediğin bir şeye nasıl yaklaşırsın? Ona sahip olarak mı? Yoksa onu koruyarak mı? Okurken iliklerimize kadar donduracak bir kurgu, karanlık bir kitap gibi ama aslında derinden yaralı iki insanın hikayesi… Hikayemiz Gu ve Dam’ın ağzından ayrı ayrı anlatılıyor. İkisinin de farklı yönden yaşadığı zorluklar var. Kitabın başında Gu’nun ölmesiyle yalnız kalmak istemeyen Dam onu içinde kendisiyle bütünleştirmek için yiyor. Burada bir bakıma ölümle vedalaşamamak da var. Hayatı boyunca aile üyeleriyle bile vedalaşamayan Dam, Gu ölünce kimsesi kalmıyor. Gerçekten sıradışı bir kitaptı. Genel olarak beğendim. Fakat herkese hitap etmeyebilir. Karakterlerin iç dünyasının verdiği mesajı anlaması da zor gelebilir. Keyifli okumalar diliyorum. Kitapla kalın… “Dünyanın ölçütlerine göre ben deli bir kadınım. Bir psikopatım. Insan değilim. Gu beni nasıl görürdü? Ben Gu'yu yiyorum. Beni suçlayabilir, hapsedebilir, öldürebilirsiniz. Hepsi olabilir. Ama ancak Gu'yu tamamen yedikten sonra. Bu cenazeyi kaldırdıktan sonra.” “Bugünün insanı ilkel değil mi? Hayatların parayla alınıp satıldığı, sınıfların kurulduğu bugün. Para güç müdür? Güçlünün zayıfı yediği yasaya mı karşılık gelir? O hâlde insanın hayvandan daha iyi olduğunu söyleyebilir miyiz?” “Ben her ne kadar hoşçakal desem de yine de... pek gitme sen. Ağır ağır git. Sık sık dönüp bak. Buralar çok hoyrat, biliyorsun. Sen de biliyorsun. Beni önce sen unutmamalısın. Giden sensin ya, unutan ben olayım. O kadarı olur, değil mi?”
AçlıkChoi Jin-young · İthaki Yayınları · 2026426 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayat, siz plan yaparken başınıza gelenlerdir
9/10
·200 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 14:16
Hayat bazen aklındakine oranla farklı yollar çıkarır karşımıza. Ne yapmanız gerektiğini bilemezsiniz, hayaller Paris gerçekler elinizdekilerdir. Yazarımızın 9 hikayeden oluşmuş bir öykü kitabı yazmış olarak görünse de içerikteki hikayeler aslında birbiriyle bağlantılıydı. Bir pazar günü başlayan her hikaye farklı kadınların gözünden anlatılarak yazılmış. Farklı kişilikler ve farklı duyguları belirterek ortaya gülsek mi üzülsek mi tarzında ironik bir durum aktarılmış. Anlatım oldukça açık, sürükleyici ve rahattı. Okurken aklıma Şermin Yaşar hikayeleri geldi. Onun üslubuna çok benzettim. Keyifli ve içimizdeki sesleri ortaya koymuş bir kitaptı. Tavsiye ederim. Kitapla kalın. "Karışık rüyalardan uyandı" cümlesini, edebî eserlerde hep okurdu da, gerçek hayattaki karşılığı nedir son zamanlarda öğrenmişti.” “Her asrın vebası aşk.” “Feleğe isyanım arttı gitgide, gençliğim su gibi aktı gitti de, ömrümü ellere sebil etti de bana bir damlanı vermiyor!”
Hanımların DikkatineSeray Şahiner · Doğan Kitap · 2025858 okunma
Kitap içinde kitap
8/10
·320 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 17:52
Hayat öyle bir şeydir ki bazen yıllarca göz önünde olan bir şeyi sonradan fark edersiniz. Hayatın rutin içinde geçerken içinde kopan tüm fırtınalar bir anda dışarı dökülmeye başlar. İşte kitabımızda da aslında olan bu. Ana karakterimiz Korin 12. yunan tanrısı Hermès ile başlayan ani aydınlanma sonrası kendini bulunduğu yerden kopma noktasına getiren bir farkındalık yaşar. Korin çalıştığı iş yeri olan arşivde bulduğu belgelerin arasında farklı bir metin bulur. Metni okuduktan sonra da yaşam ve ölüm hakkında kararlara varır. Bu metni layık olan yere yani ebediyete ulaştırması gerektiğini anlayarak hayatını buna adar. Hayatının kocaman bir hiç olduğunu aniden fark eder ve ölmeye karar verir ama ölmeden önce amacını gerçekleştirmek ister. Hikayenin kurgusu akıcı şekilde yazılmış olmasına rağmen bilinç akışı tekniği ile yazıldığı için içeriği takip etmek zorlaştırabilir. Hikaye dış gözlemci tarafından farklı geçmiş zamanlar kullanılarak yazılmış. Ana karakter başkalarının ağzından di’li geçmiş zamanda anlatılırken, karakterimiz hikayesini anlatırken ise masal gibi miş’li geçmiş zaman kullanıyor. Kitap içinde kitap kitap anlatımı mevcut. Sevgili yazarımız tekniği öyle iyi kullanmış ki cümleler çok uzun olmasına rağmen asla arada bağlantı kopukluğu yaşatmıyor. Fakat sonlara doğru da tıpkı baş karakterimiz kendisinin içindeki psikolojik etkilerinin açığa çıkması gibi hikaye de gizeme bürünüyor, anlaşılmasını zorlaştırıyor. Eğer biliçakışı tekniğine alışık değilseniz çok zorlayan bir kitap. Ama biraz okuduktan sonra uyum sağlamak kolaylaşıyor. Sadece yazar gerçekten kendini kanıtlamak isteyerek yazdığı bu kitabı bu kadar zorlaştırmasına da gerek var mıydı bilemiyorum tabi orası bana biraz fazla kasıntı geldi. Bu kitapta hikayeden çok teknik kendini gösteriyor. Yine de genel
Savaş ve SavaşLászló Krasznahorkai · Can Yayınları · 2025192 okunma
Bazı yalnızlıklar uzaktan geçer
9/10
·120 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 16:13
Yaşam ile ölüm arasında bulunan, her günün bir veda ve umutsuzluk içinde yaşandığı bir ev hayal edin. Bu ev istasyona çok yakın ama evin oraya doğrudan bir geçiş yok. Evin konumu, evin içindeki yaşam, hayata bakış açısı, ilişkiler… aslında hepsinin karmaşıklığını yazar evin konumunu dahi açıklarken vermiş. Tam olarak anlaşılamamış bir kitap olduğunu düşündüğüm için ayrıntılı yazmaya çalıştım. O yüzden burdan sonrası ayrıntı içerebilir!!! Ona göre okuyabilirsiniz. Ana karakterimiz Chizu Mita. Liseyi bitirdikten sonra kendi ayakları üzerinde durup çalışmaya karar verir. Annesinin bir tanıdığının evinde kalmak için evden ayrılır. Ana karakterimizin genel olarak baktığımızda annesiyle olan ilişkisi, sevgilileri ile olan ilişkisi kopuk dolayısıyla burada bir genç kızın doğrularla ve yanlışlarla kendini geliştirmesi ve bunu tek başına yapması gerektiği görülüyor. Aynı zamanda belirtilmeyen bazı durumlar var; kızın sevdiği insanlardan birer parça çalarak (önemsiz olan bir parçayı ya da eşyayı) saklamaya çalışması da karakterimizin yalnızlık hissinin ne kadar derin olduğunu ifade ediyor. Evin sahibi Ginko-san kocasının ölümünden sonra yalnız başına kaldığı evi korumayı görev bilen, hayatının normal bir parçası haline gelen ayrılıkları kabul eden, huzurlu bir hayat yaşamanın bilgeliğine sahip deneyimli bir kadın. Ama hikayede hiçbir zaman ana karaktere kılavuzluk etmiyor. Sanırım burada verilmesi gereken mesaj kişinin kendi yolunu kendinin bulması. Çünkü hikayede belirtilen konuşmaların hepsinde bir yarım kalmışlık var. Cümleler arasında söylenmemiş boşluklar bulunuyor. Ve kitap burada aslında kendini ilginç hale getiriyor(en azından benim için:). Bu da yazarın verilmek istenen mesajı üstü örtük bir şekilde aktarmak istediğini hissettirdi. Aynı zamanda ana karakterimiz ile
Yalnız Kalmak İçin Mükemmel Bir GünNanae Aoyama · Beyaz Baykuş Yayınları · 2024596 okunma
Bir yere ait olamamanın, kaybın ve yasın hikayesi.
9/10
·192 syf.··
2025 203. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 16:23
Arminuta hikayeyi anlatan ve yaşayan kişi. Bebekken ailesi kalabalık olduğu için çocukları olmayan kuzenlerine verilir. Çocuk büyüdüğünde ise doğru düzgün bir açıklama yapılmadan, ailesinin geri istediği söylenerek geri gönderilir. Hep geri eski yaşantısına döneceğinin hayallerini kuran Arminuta bu dönemde sorduğu sorulara cevap alamadıkça da öfke ve hayal kırıklığına uğrar. Alamadığı cevaplar sonucu da ne kalabilir ne de gidebilir arada kalmıştır. Ayrıca kız ve erkek kardeşi ile bağ kurması da gitme konusundaki isteğini engeller. Kitap içeriğindeki olayların işleyişi ve anlatımı çok rahattı. Hikayede aile içi şiddet, yoksulluk ve ensest karmaşası sonucu meydana gelen durumlar var ama tam olarak psikolojik bir açıklamadan ziyade sonuçlar hikayede göz önüne serilerek anlatılmış. Arada Arminuta’nın ger dönüşlerle asıl ailesiyle olan kıyaslamayı da göz önüne seriyor. İçeriği ve yazarın anlatım tarzını beğendim. Okumanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın. “Babam bildiğim, birlikte yaşadığım adamı artık tanımıyordum.. meydandaki asfaltta tekerlek izlerini ve beni bıraktı.. yanık lastik kokusu havada asılı kaldı..” “Bu dünyada var oluşum artık bir anlam ifade etmiyordu” “Ben ve küçük kız kardeşim kendi dünyamızın yıkıntılarında birbirimize arka çıksak da protestolarımız dünyamızı korumaya yetmedi.”
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,248 okunma