Öğrendiğim şey, gerçeğin ayarlanabilecek bir şey olduğuydu. Esasen başıma neler geldiği, neler hissettiğim falan önemli değildi. Gerçekleşen duruma en uygun hareketi yapmalı, ardından bende iz bırakan duygu kalıntılarının icabına bakmalıydım. Ya dayanmalı ya unutmalı ya da affetmeliydim. Her ne olursa olsun hazmedebilirdim -hazmetmekten başka çarem yoktu- ve içimde gerçek denilen şey ister var olsun ister olmasın sonuçta hiçbir anlamı yoktu.