Genç adam,soluk bir karanlığın içinde bir şeyi bekliyormuş gibi duran İstanbul'a baktı.Tek tük ışıkların ancak yerini tespit edebildiği bu köyü kara şehir siluetinde hem akıcı,hem de katı bir hal vardı.Daha doğrusu sinsi sinsi yatan kocaman bir hayvana benziyordu.Öyle bir hayvan ki, başına ağır bir darbe indirilmiş de bir daha indirilmesin diye cansız rolünü oynamaktadır.Bu şehir 16 Mart işgali günü Necdet'e gene böyle bir canlı mahluk manzarası göstermişti.O gün İstanbul, kendisine zorla ve açıkça alçakça bir iş yapılmış ve utançtan yüzü koyun yere yatmış bir adamı hatırlatıyordu.Bu adam aylarca başını kaldırmaksızın hep aynı durumda sessiz ve hareketsiz kaldı.Lakin Sakarya zaferinden sonra ortadan siliniverdi ve yerine,zincirlere bağlı bir dev geçti.Bu da öbürü gibi hiç kımıldamıyor,fakat sağlam ve tehdit eder gibi durmasını biliyor ve hiçbiri tavrında yüz kızartıcı bir ayıp hissetmiyordu.