Ahmet Çevik

Ahmet Çevik
@MujicaChaplin
Gün olur asra bedel
Avukat
Lisans
Mardin
3 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
Nobel ödüllü Alegori
6/10
·262 syf.··
2025 3. kitabı
Roman türünde en sevdiğim kitaplar genel olarak alegorik eserlerdir. Çünkü bu tür eserlerde salt bir hikaye anlatılmaz. Bir fikir bir düşünce vardır. Hatta bu tür kitaplar tek başına okunarak anlaşılabilecek kitaplar değildir. Yazarın hayatını, eserin yazıldığı dönemi filan araştırmanız gerekir. Bu da yetmez. Kitap hakkında eleştiri incelemesi de okumanız gerekir. Alegorik eserler arasında bana göre en meşhur eser bu kitap. Nobel ödüllü bir kere. İş bankası modern klasik olarak ilk bu kitabı seçmiş ve basmıştır. Kitabın çevirmeni Mina Urgan güzel bir son söz yazısı ile kitabı adeta özetlemiş. Hayvan çiftliği kitabı benim en sevdiğim alegorik eserdir. Bu kitabı onun ezeli rakibi olarak görüyordum. Beklediğimi veremedi. Kitabın fikri, felsefesi ve vermek istediği mesaj güzel ama bence kitap hikaye akışı konusunda akıcılık ve eksilik sorunu içeriyor. Bence kitap ya daha kısa ya da daha uzun olmalıydı. Kitabı beğenmediğim kısmı bu oldu. Alice Harikalar Diyarında, Usta ile Margarita, Vahşetin Çağrısı , Dönüşüm vb. nice alegorik eserleri okumaya devam edeceğim. Çünkü bu tür kitaplar film türü olsaydı o türün ismi "beyin yakan filmler" olurdu. Bu tür kitaplar mesaj verir üzerine düşündürür bir felsefi tartışma yaratır üstüne bir de hikaye akıcı ise değme keyfine gitsin...
1000Kitap
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hepimiz Martin Eden'iz
8/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Jack London'ı ortaokulda duydum. Köpekleri anlatan macera yazarı biri sanıyordum. Neredeyse tüm çocuk klasikleri setlerinde Vahşetin Çağrısı kitabı yer alırdı. Yazarın köpekleri alegori olarak kullandığını bilmiyordum o yüzden Jack London okumadım hiç. Ünlü gazeteci Cem Seymen'in Para Dedektifi programını seyrediyordum üniversite yıllarında. Cem Seymen hemen hemen her programında ismini anıyordu Jack London'ın. İlgimi çekmişti Jack London. Sonra Demir Ökçe kitabını okudum yazarın. O zaman Jack London'ın kim olduğunu anladım ve çocukluk zamanımda macera kitabı sandığım Vahşetin Çağrısı'nı okudum. Artık hayran olmuştum yazara. En sevilen kitaplarını aldım. Ama en büyük eseri en sevilen eseri denilen Martin Eden'e yeni geldi sıra. Bir aşk hikayesi ama ne hikaye. Kitabın yarı otobiyografik olduğunu duymuştum. Nitekim yaşanmamış bir aşk böyle anlatılamazdı bence. Aşk romanlarını hiç sevmem. Ama aşkın böyle anlatılması başka bir şey. Edebiyat sever kitap sever her genç her çocuk her insan bir gün yazar olmak istemiştir. Şiir okuyan şiiri seven herkes yaşamının bir anında illaki şiir yazmayı denemiştir. Dolayısı ile Martin Eden gibi bizde ömrünüzün bir anında yazar olmayı istedik. Martin Eden gibi azimli olamadık. Hayat bir denizdi biz ise o denizin dalgalarında sürüklenen doğru dürüst hayali bile olmayan sıradan insanlardık. Bırakın akıntıya karşı yüzmeyi akıntı yönünde bile yüzmeye cesaretimiz olmadı. Ama gelgelim Martin Eden inanılmaz bir mücadele veriyor o kocaman dalgalara karşı. İnsan üstü mücadele veriyor. Ama... Spoiler vermek istemiyorum. Ben hüzünlendim okurken çok sinirlendim yer yer. Benden incelemesi...
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Memleket Hikayeleri; Anadolu'nun En Yalın Fotoğrafı
5/10
·199 syf.··
2025 2. kitabı
Refik Halid Karay Birden fazla hikayeden oluşuyor kitap. Dili akıcı, sade bir dili var yazarın. Anadolu hikayeleri, 20.yy başları ama işin ilginç yanı 1900 lü yılları 1970 leri 1980 leri anlatan kitap ve hikayeleri okuduğumda şunu fark ediyorum; bu ülke bu toplum hep yerinde saymış. Dertleri aynı insanların. Dertlerin kaynağı da aynı. Üzülüyorum bu canım ülkeye iş bu nedenle. Ez cümle beğenmedim kitabı. Yüksek beklentilerim vardı nitekim. Sonuçta 100 Temel eser içerisinde yer alıyordu. Ama Sabahattin Ali ve Sait Faik okumuş biri olarak bu kitabın söz konusu yazarların eserlerinden geri kaldığını düşünüyorum. Hikayeleri çok yalın bence. Memleket hikayelerinde yer alan öyküler o yılların (1900 lü yıllar) Anadolu'sunun bir köyünün o anlık bir fotoğrafı. Yani yazar o tarihteki bir köye misafir ediyor sizi köyü ve köydeki yaşamın anlık bir fotoğrafını çekiyor. Ama o kadar. Ne eksik ne de fazla. Yani köylülerin yaşamına dair veyahut anlatmaya çalıştığı köy hikayesinin mesajına dair çok az bilgi var. Bana göre Sabahattin Ali bu konuda daha güzel öyküler yazmış. Sabahattin Ali'yi okurken çektiği Anadolu köyü fotoğrafı ve yaşamını adeta canlandırıyordu ve en önemlisi vermek istediği mesajı köylünün yaşamı üzerinden veriyordu. Hatta köylünün yaşamı vermek istediği mesajın gerisinde kalıyordu. Sait Faik ise anlattığı olayın fotoğrafını öyle güzel çekiyordu ki hikayelerinde o fotoğrafa bakan bizlerin görmesinin mümkün olmadığı detayları gözümüze sokuyordu. Normal şartlarda sadece birkaç saniye bakacağımız fotoğraflara Sait Faik Abasıyanık sayesinde saatlerce bakıyorduk. Memleket Hikayeleri
Edebiyat
Memleket HikayeleriRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 20218,3bin okunma