Sahâbe efendilerimizden birinin çok geçimsiz bir hanımı varmış. Bu durum Medine'de duyulmuş. "Sen neden
bu kadar bu derdi çekiyorsun? Bu kadının derdi çekilecek dert değil, boşamalısın." dediklerinde o sahâbî efendimiz şöyle dermiş: "Ben boşadığım zaman gidip başkasıyla evlenecek. Başkasının başına bela olacak. Ben çekiyorum, bari başkası çekmesin." Gel zaman git zaman o sahâbî hanım vefat etmiş. Kocası kabrinin başına varıp üç kez
"Boş ol!" demiş. "Ne yapıyorsun? Öldü gitti, zaten
nikâh düştü." dediklerinde ise: "Böyle yapıyorum
ki cennette gelip başıma bela olmasın." cevabını
vermiş.
Diğer bir örnek ise
Huzeyfe b. Yemân
(ra), Allah Resûlü'nün (sas) sırdaşıdır. Sevdiği bir
hanımı var. Allah yolunda cihada gideceği zaman
hanımıyla vedalaşır ve: "Ben şehadete gidiyorum.
Umuyorum ki Allah bu sefer bana şehadeti nasip
edecek. Eğer ben şehid olur da gelmezsem evlenbilirsin. Allah sana o konuda ruhsat vermiş, o ruhsatı kullan." derdi. Huzeyfe b. Yemân yine bir gün
böyle diyerek evden çıkmış. Sonra aklına bir şey
gelmiş, geri dönmüş ve şöyle demiş: "Böyle dedim
gittim ama aklıma şöyle bir şey geliyor. Sen benden
sonra evlensen benden daha fazla memnun olacağın
bir eşin olsa cennette onunla olmak isteyeceksin ve
benim yanıma gelmeyeceksin. Vallahi ben seni çok
seviyorum. İstiyorum ki cennette de seninle beraber olayım. Bana söz ver. Benden sonra evlenme,
Allah da cennette bizi birbirimize eş kılsın." Huzeyfe b. Yemân eşinden böyle söz alıyor ve cihad
meydanına gidiyor.
.
Muhammed Emin Yıldırım /Aile Ahlakı kitabından alıntı.