Allah'tan korkanın kalbinde Allah korkusundan başka hiç bir korkunun yer tutmayacağını bilerek kula kul olmuyor, yalnız Allah'a kulluk ediyor. Allah'tan başkasından korkmanın, hele bir insandan korkmanın aşağılık bir şey olduğunu fark ediyor. Hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine iman ediyor. Kötülüğün eşyadan değil, fakat eşyanın emri altına girmekten olduğunu bildiğinden eşyayı kendi emrinin altında tutmanın yolunu arıyor. Onun zulüm tanımı yalın biçimiyle işkence ve zorbalıkla kaim değildir. Yani, zulüm onun için aslında fizik bir hadiseden ibaret değildir. O, zulmü Allah'ın hükümleriyle hükmetmemek diye anlıyor.
Batı anlayışının zihinlere bulaştırdığı bakışla İslâm'ı anlayamayız. İslam'ı bugün öyle kavramak zorundayız ki, kendimizi şimdiye kadar İslâm hakkında hiçbir şey bilmiyormuşuz gibi farzederek yola koyulmalıyız. İlk Müslümanlar nasıl Müslüman olmuşlarsa, onların yolunu izleyerek ve önyargılarımızı, cehalet döneminden kalma zihnî ve ameli alışkanlıklarımızı terkederek başlangıç noktasında durmayı deneyebilmeliyiz.