• "Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; 'Ey Müslüman, Ey Allah'ın kulu, şu arkamdaki Yahudidir, hemen gel de öldür onu!' diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”(Müslim, Fiten, 82)"
    .
    .
    "Biz kitapta İsrail oğullarına şu hükmü de bildirdik: ‘Siz ülkede iki defa fesat çıkaracak ve açık zorbalıklar yapacaksınız. Onlardan birincisinin vâdesi geldiğinde, kuvvet ve şiddet sahibi olan kullarımızı sizin üzerinize musallat ederiz. Onlar sizi yakalayabilmek için evlerin aralarına bile girerek her tarafı didik didik edip araştırırlar. Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdür." (İsra Suresi, 17/4-5).
    .
    .
    Yehuda’da (Telaviv) bildirin ve Yeruşelim’de (Kudüs) işittirin ve deyin; Memlekette boru çalın; yüksek sesle bağırın. Ve deyin: Toplanın da duvarlı şehirlere girelim. Siyona doğru bayrak kaldırın; kaçıp sığının, durmayın; çünkü ben Şimalden (Kuzeyden) üzerinize büyük bela ve kırgın (katliam) getireceğim. İşte aslan sık ormanından çıktı. Ve ‘milletleri helak eden’ (cengâver) yola düştü; şehirlerin harap olsun ve onlarda oturan kalmasın diye senin diyarını viran etmek için yerinden çıktı” (Yeremye Bab 4, Pargraf 3) 


    Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Fetih,7)
  • Kim Müslümana kâfir derse kendi kâfir olur hadisini dillerine pelesenk edenler, camiler dolacak ama içinde Müslüman olmayacak hadisine kendi katlarından şerhler ararlar. Hatta çoğu diline dahi almaz.
  • Rajputlar, Cakarlar, Moğollar ve Catlar gibi biz de aramizda sinif farkı yarattık.
    Islam bütün bu etnik grublardan tek bir ümmet olamalrını emretti
  • Gerçek müslümanın nazarında sosyal sınıf diye bir şey olamaz. Servet veya mevki ayırmaz insanları; Müslüman, Müslümana eşittir.
    Cemil Meriç
    Sayfa 171 - İletişim Yayınları
  • New York’ta küçük bir çocuğu azgın bir köpeğin dişlerinden kurtaran ve hayvanı boğan iri yarı delikanlının yanına koşan muhabir sormuş:

    – Kahraman Amerikalı, çocuğun hayatını kurtardı diye yazabilir miyim?

    – Ben Amerikalı değil Afganistanlıyım, demiş adam.

    Ertesi gün gazetede manşet:

    ‘Köktendinci Müslüman, Central Park’ta bir köpeği boğdu. FBI olayın El Kaide bağlantısını araştırıyor…’

    İster yerel, ister ulusal, isterse sosyal olsun medya sizi çıkarları doğrultusunda bizleri yanıltabilir. Dikkatli olmakta fayda var.
  • Prof. Dr. Sönmez Kutlu ‘Türk Müslümanlığı Üzerine Yazılar’da Türklerin dini yönelişlerinin akla dayanması nedeniyle İslam inanışı içinde eğilim gösterdikleri ekolleri irdeliyor. Burada Türklerin İslam içindeki dini inançlarında öne çıkan Hanefilik, Maturidilik ve Yesevilik düşünceleri ele alınıyor.

    SEMİHA KAVAK

    Türklerin Müslüman oluşlarıyla ilgili bugüne kadar yüzlerce makale, onlarca kitap yazıldı. Bu makale ve kitapların ortak noktalarına baktığımızda özetle şunu söyleyebiliriz; Türklerin Müslüman olmadan önceki inançları, Müslüman oluşlarını kolaylaştırmıştır.

    Orhun Kitabelerinde de bahsedildiği gibi tek Tanrıya iman eden Türkler, bu Tanrının gökyüzünün en son katında oturduklarına inanıyor ve Gök Tanrı olarak tanımlıyorlardı. Orhun Kitabelerinde Tengri veya Tengiri olarak yer alan bu isim hemen hemen Türk kavimlerinin tümünün diline yerleşmişti.

    Türkler, kendilerini yeryüzünde hak ve adaleti korumakla görevlendirilmiş olarak görüyordu. Asya Hun imparatorluğu Hükümdarı Mete Han, o nedenle Çin imparatoruna gönderdiği mektupta, kendisinin Tanrı tarafından tahta çıkarıldığını ifade ediyor, askeri başarılarının buna dayandığını öne sürüyordu. Savaşlarda Gök Tanrının kendilerini koruduklarına inanan Türkler, bu uğurda ölmeleri halinde Tanrının kendilerini cennetine koyacaklarına inanıyorlardı. Türk hükümdarları bu inanca dayalı olarak kendilerini yeryüzünün temsilcileri olarak görüp, Tanrı adına hüküm verdiklerini ileri sürdükleri için buyrukları Tanrı buyruğu gibiydi. Bu buyruklara uymayanları Tanrı’nın cezalandıracağı belirtiliyordu.

    Onların bu inancı, tek Tanrıya inanmayı, iyilik ve kötülüğün karşılığının Tanrı tarafından verileceği, cennet ve cehennemin varlığı gibi inanç ilkelerini benimsemeyi kolaylaştırdı. “Türkler tek tanrıya inanmaları sebebiyle İslam’ın Allah inancını benimsemekte zorlanmadılar.”

    “Türklerle İslam arasındaki ilişkiyi daha çok Emevi devletinin siyasi ve ekonomik politikası ve savaş ortamı belirledi. Dolayısıyla İslam diniyle değil, Arap ordularıyla karşılaşma şeklinde kendini gösterdi. İkinci aşamada ise, doğrudan İslam’ı tanıma, onu benimseme, onunla ilgili tutum ve tavır geliştirme ve ona hizmet dönemi olarak şekillendi. Türklerin topluca ve kendi istekleriyle İslam’a girişleri ise, genellikle ikinci aşamada yaşandı.”

    Türkler her ne kadar savaşlar nedeniyle İslamiyetin temsilcisi durumundaki Araplar’la karşılaşmaları sonucunda İslamiyeti seçmiş olsalar da, inançlarını tercih etmelerinde ana etken olan akıl yürütmeyi sürekli kendilerine şiar edindiler.

    “Türklerin İslam tasavvurunda akla büyük önem verilir ve bu sebeple akıl sahibi insana güven söz konusudur. Bu insan Allah’ın yaratırken kendisine akıl yetisi verdiği ve aklıyla doğruyu, eğriyi ayırt edebilecek” durumda olduğu için dinde de akla uygun olana ilgi duymuştur
  • Ben kitabın sayfalarına notlar alarak, çizerek, hırpalayarak okumayı severim. Tabii ki bazı kitaplar vardır, hızlı okuyup hiç yıpratmadan kenara bıraktığım. Ama elimde dolaşan kitaplar hemen belli olur. Yıllar önce çizdiğim satırları, aldığım notları sonradan anlamlandırmaya çalışmak bazen canımı sıksa da düşünsel serüvenimi takip etme imkanı verir bana.