sadece serap

sadece serap
@Muptelamm
Varlığına mülteci şahsiyet
7/10
·144 syf.··
2025 22. kitabı
Hadi birazda adaletten konuşalım. Mahsur Kadın, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar André Gide’in jüri üyesi olarak yer aldığı ceza mahkemelerinde görülmüş ve büyük yankıları olan iki davayı konu alır. İlk dava "26" yıl boyunca bir odada hapsedilmiş Mélanie Bastian'ın hikayesidir .Bulunduğu zaman Işıksız,perdeleri kapalı bir odada ,çürümüş yiyecekler,kurtlu , böcekli şilte üzerinde,saçları birbirine dolanmış ,ruhu kan revan içindedir . Nedeni ise birine aşık olduğundan cezalandırılır. Aile bireyleri bağlarını herkesten koparır ,eve dışarıdan gelenler sadece iki hizmetçidir. Ve aile bireyleri hepsi bu davadan beraat eder ? Evet beraat eder .Peki nasıl olmuştur bu ? İnsan yaptıkları kadar yapmadıklarından da sorumlu mudur? Aslında cezayı çeken sadece zavallı Melanie mi ?yoksa ailede soyutlanarak cezasını çekmiş midir ? Akıl hastası dahi olsa birinin o koşullarda yaşaması insanlık için uygun mudur ? İkinci dava ise Redureau Vakasıdır. 16 yaşında çiftlikte çalışan Redureau çiftlik sahibini ,eşini,büyük anne ,hizmetçi ve biri 2 yaşında diğeri 6 yaşında olan diğer çocuğu ve daha doğmamış çocuğu cinnet geçirerek öldürür. Geriye sadece 4 yaşındaki küçük çocuk kalır . Fazla çalışma saati ve patronun işi beğenmemesi üzerine patronunu öldürür. aslında sadece onu öldürürken kanıt bırakmamak için diğerlerini de öldürür. Ve toplumda 20 yıl hapis cezası alır Suç bireysel mi yoksa toplumsal mi ? Suça iten sebepler baz alınmamalı mi ?yoksa öldürmenin nedeni olmaz mı ? Yaş ,ceza ehliyeti,ruh sağlığı yargılamada baz alınmalı mi? Adalet kime göre neye göre olmalı? Ruhu anlamak ile adaleti nasıl bütünleştirmek gerekir ? Okurken farklı açıdan bakmayı sağlayan,ben olsam nasıl yargılarım dediğiniz iki davadır. Siz de adaleti sorgulamak isterseniz okuyun derim . İyi okumalar .
Mahsur KadınAndré Gide · Timaş Yayınları · 2023264 okunma
Reklam
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 00:00
Ülker abla nezdinde şiddet görmüş hala şiddet gören çaresiz fakat güçlü kadınlarımıza; Ülker Abla yıllardır şiddet gören fakat sesini çıkaramayan kadınlarımızdan biri .Ataerkil sistemin retorik söylemleri ve gidecek hiç biri yeri olmayan,çocuğu için dayanmak zorunda kalan biridir .Ta ki birgün canına tak edene kadar .Sığındığı yer ise hastane olur .Hastanede barınma yolunu bir şekilde bulur ve kalır. Artık hastanenin demirbaşıdır. İsmi vardır hürriyeti yoktur . Tek isteği ölüm ile yaşam arasındaki o ip de cambazlığını yapıp düşmemektir . Kadına şiddet ne zaman bitecektir ? Erken tedbir almak hayat kurtarırken niye alınmaz? Bizler birine iyilik yaparken kendi mutluluğumuzu mu tatmin ederiz ? Ülker Ablanın deyimi ile Fyrod(Freud) baba kız ilişkisinin temellerini yanlış anlamış olabilir mi ? Günlük rutinlerimiz bile yeri gelmişken lüks olabilir mi ? Her gün haber kanallarında 20 saniyede geçen bir kadın daha şiddet gördü ve öldü denilirken bu kadar basit mi ? Ülker Ablayı okurken o çaresizliği iliklerinize kadar yaşıyorsunuz. Yazar yer yer çok güzel espri yapmış fakat gülümserken bile üzülüyorsunuz. Ülker Ablanın dediği gibi "Ağlayanın bir derdi ,gülenin bin derdi vardır". Okumanızı şiddetle değil (şiddetin her türüne karşı olarak ) tavsiye ederim . İyi okumalar ...
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,410 okunma
9/10
·400 syf.··
2025 14. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2025 00:00
Bir eski ve değerli yüzük ile başlayan yine yüzük ile biten güzel bir kitaptı. Öncelikle kitabın karakterlerinden biraz bahsetmek isterim . Nazan ; evin gelini ,öğrenilmiş çaresizlik ile büyümüş, toplumsal normlara ve geleneksel yapıya inanan saf temiz ,nereye çekilirse oraya giden zavallı bir kadın ve anne . Mazhar ; babasız büyüyen, annesinin her defasında sütünü helal etmediği, her şeyin farkında olup fakat olayların o noktaya geldiğine kadar sorgulamayan devrimci idealist bir avukat . Hacer ; yetim öksüz büyüyen ,aklı fikri fesadi işlere çalışan, üç koca boşayan ,eziyet çektirmeyi seven ,dini kullanan ,zalim bir kadın. Haldun ; küçük, sarı kıvırcık saçlı Nazan 'in oğlu. Sürekli sevgi arayan, ve sürekli bir gün dönecek annesini bekleyen çocuk. Naciye ,Garson Rıza, Nermin ,Cici teyze ,Nihat ,Ve Nazanin teyzesi . Ah be Nazan hiç mi insanın karşısına iyi bir insan çıkmaz. Gelin _kaynana çatışması, idealizim, dini sorgulama ,alın yazısı, çıkarcı insanlar ve kıskançlık, kin, saflık duygularını o kadar güzel işlemiş ki yazar . Bir kadın olarak ,hem cinslere yaklaşımımız niye böyle? Kadının ,kadına şiddeti olur mu ? Ve her kadın bir gün kaynana adayı ya da o yoldan geçmiş iken neden eziyet çektirirler? Kişi kendi alın yazısını yazabilir mi ? Ya da bunlar normal diyip kabullenmesi mi gerekiyor? Kiminizi ,kiminiz ile imtihan ederken yine de uyumlu olmak mı gerekiyor yoksa ses mi çıkarmak gerekir ? Çok güzel ve dokunaklı bir kitaptı. Tavsiye ederim . İyi okumalar .
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
8/10
·432 syf.··
2025 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2025 00:00
1940 yılında Varşova kentinde Yahudilerin getto bölgesine sürgün edilirken Mika adlı bir çocuğa dedesinden bir palto ve o paltoya sığınan kuklalar kalır. Bu kuklalar artık o dönemin soykırım tanıklarıdır. O zorlu günlerde çocuk hastanesinde bir çok çocuğun gülümsemesi olur .Daha sonra bu kukla Alman askeri Max bunu farkeder ve sonra ki dönemde de Max'ın yaşam tutanağı olur . Kitabı okurken yüzyıllardır savaşlar var oldu fakat biz daha sonra kapıların dışında kalan özellikle asker kesimi neden savaşmayı kabul ederiz ki ! Savaş dediğin askerler arasında ise neden bir toplum yok edilir? Ve böyle zamanlarda insanları ayakta tutan nedir ? Sanat ,müzik, şiir, kukla gösterisi yaşamın içinden midir ? Kitabı çok beğenmemin nedeni hem Yahudi bir çocuk gözü ile hem de Alman askerin gözünden savaşın anlattığı için ve sonuç olarak bu acımasızlığı her iki taraftan da ele aldığı için ayrı bakış açısı sunuyor . Varşova 'dan çıkan bu kukla peki nasıl olur da Newyork 'ta yıllar sonra bir gösteri de tekrar ortaya çıkar ve sahibini yıllar sonra bulabilecek midir? Akıcı ve hisli bir dille yazılmış bu romanı tavsiye ederim . İyi okumalar . Savaşsız bir dünya olsun .
Kuklacı ÇocukEva Weaver · Beyaz Balina Yayınları · 2017829 okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2022 38. kitabı
"Yalnızlığın ağırlığı ne kadardır?" Yalnızlık kalabalıklar arasında iken kendini soyutlanmış hissetmek midir? yoksa iki kişilik hayat oyununda birbirini anlamayan iki kişi de yalnız sayılır mı? Ya da yalnızlık en çok neden pazar günleri ya da yaşlı birey için mi saat yavaş işler?ve yahut pazar günleri kapalı olan mağazalar yalnız iken mi dikkate değer? Yoksa pembe panjurlu evde yaşayan komşumuzun hayatını her gün izlerken daha da mi yalnız hissedersiniz ? Yalnızlık mi ,unutulmak mi ,terk edilmek mi ? Hangisi daha ağır basar ? Sevdiklerini kaybedip ,hayata tutunmaya çalışırken mi ? Yoksa sevdikleri var iken de olsa iletişim kuramayan ,sevgisizlik ile bocalayan kişi mi daha yalnızdır? Özgürlük yalnız olmak mıdır? Çok soru sordum biliyorum lakin kitap sorgulatiyor .:) Sahi ; Sizce "Yalnızlık "nedir ?
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20258bin okunma
Reklam