Anlatılır ki; İsrailoğullarından son derece yakışıklı bir genç, sepet satmakla uğraşırdı. Bir gün sepetlerini almış ev ev dolaşırken, İsrailoğullarının hükümdarının evinden bir kadın çıktı. Genci gören kadın, hemen gitti ve hükümdarın kızına: “Kapının önünde sepet satan bir genç gördüm. Öyle ki, ondan yakışıklısını daha önce hiç görmemiştim,” dedi. Kız: “Onu içeri al,” dedi. Kadın gitti ve: “İçeri gir,” dedi. Genç içeri girince kapıyı kilitledi. Yine “İçeri gir” dedi. O kapıdan geçince onu da kilitledi. Sonra hükümdarın kızı, yüzü ve boynu açık bir şekilde onu karşıladı. Genç ona: “Allah (c.c.) sana afiyet versin, örtün” dedi. Kız: “Biz seni buraya bunun için çağırmadık, şunun için çağırdık,” dedi ve ondan murad almak istedi. Genç ona: “Allah’tan (c.c.) kork,” dedi. Kız: “Şayet istediğimi yapmazsan, hükümdara, senin buraya benden murad almak için girdiğini haber veririm,” dedi. Genç: “Öyleyse bana bir abdest suyu ver,” dedi. Kız: “Bana mı emrediyorsun?” dedi. Sonra cariyeye: “Ey cariye, surun üstüne, kaçamayacağı bir yere şunun için abdest suyu koy,” dedi. Genç sura çıkınca: “Ey Allah’ım! Sana karşı gelmeye çağrıldım. Ancak ben, sana karşı gelmektense kendimi buradan atmayı tercih ediyorum,” dedi ve “Bismillah” deyip kendini aşağıya attı. Allah (c.c.) ona bir melek gönderdi. Melek onun omuzlarından tuttu ve genç iki ayağı üzeri düştü. Köşkten kurtulup özgürlüğüne kavuşunca: “Allah’ım! Sen dilersen, bu sepetleri satmamı gerektirmeyen bir rızıkla beni rızıklandırırsın,” dedi. Bunun üzerine Allah (c.c.) ona bir grup altından çekirge gönderdi. Genç bunlardan ceplerini dolduracak kadar aldı. Cebine koyunca; “Allah’ım” dedi, “Şayet bu, bana dünyada verdiğin bir rızıksa bana bereketli kıl. Ama ahirette bana vereceğini eksiltecekse onu istemiyorum.” Ona şöyle seslenildi; “Bu,