İnsanlık tarihinde mantığın önemi ve etkisi tartışmasızdır. İmam Gazali'nin "Mantık bilmeyenin ilmine güvenilmez!" sözüyle karşılaştıktan sonra, kendimi mantık alanında daha fazla geliştirmeye karar verdim. Bu doğrultuda, saf mantık konusunu ele alan bir kitap satın aldım ve bu alanda ilk adımlarımı atmaya başladım.
Kitabın yazarı bir ilahiyat uzmanıdır ve doktora tezi olarak kaleme aldığı bu çalışmasını kitaplaştırmaya karar vermiştir. Mantık alanındaki bilgisini paylaşmayı amaçlayan bu kitap, "Mantık", zihni hatalardan koruyan bir fen ve araç olarak tanımlanmıştır.
Bu tanımdan yola çıkarak, mantığın hatalardan kaçınmak, doğru kararlar vermek ve isabetli yorumlar yapmak için vazgeçilmez bir araç olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, kitabın ilk bölümünü anlayabilmek için "Mantık Terminolojisi"ni öğrenmek gerektiğini fark ettim. Bu nedenle, kitaba ara verip önce "Mantık Terminolojisi"ni öğrenmek amacıyla konuya hakim kişilerin YouTube videolarını izledim. Eğer siz de bu alanda ilerlemek istiyorsanız, ilgili temel kavramları mutlaka öğrenmeniz gerektiğini belirtmek isterim.
İmam Gazali, "akıl yürütmede bulunanları yanlışa düşüren şeylerin başında; çocukken babadan, üsttattan, faziletli kişilerden ve çevreden duyulan ve alışkanlık kazanılan şeyleri tamamen doğru kabul etme gelir." diyerek mantık hatalarının insan zihnine nasıl bulaştığını ve yerleştiğini açıklamıştır.
Kitabı okuduktan sonra günlük hayatta ne kadar çok mantık hatası yapıldığını açıkça anladım. Geçmişte İmam Gazali, İbn Rüşd ve Farabi gibi birçok bilim insanı bu alana büyük önem vermiş ve ciddi çalışmalar yapmışlardır.
Yazar, yanlışa düşme nedenlerini aşağıdaki gibi sıralamıştır:
1. Bilgi eksikliği
2. Karışık muhakeme
3. Önyargı
4. Yanıltma isteği
5. İhtiraslar
6. Ego koruma çabası
7. Yanılma,
Feci bir tren kazası ile ilgili bir duruşmada istasyon makasçısı, büyük bir gayretle fenerini salladığını etkili bir şekilde anlatır ve mahkeme heyeti makasçıyı bu olayda suçlu görmez.
Mahkemeden sonra avukatı, makasçıya çok inandırıcı bir tavır sergilediğini söyler. Makasçı, yüzünün terini silerek avukatına şöyle der:
---Karşı tarafın avukatı "salladığın fener yanıyor muydu, yanmıyor muydu?" Sorusunu soracak diye ödüm koptu!
Delilde atlanmış veya ihmal edilmiş olan şey, delili basit bir şekilde ilgilendiren bir husus değil, geçen örnekte olduğu gibi, sonucu alt üst edecek nitelikte ciddi bir şey olabilir...
Eğer biz bir alışveriş yerinde "en yenisi olduğu" gerekçesiyle bir eşyayı pahalı bir fiyata almaya zorlanırsak, bize sunulan gerekçe delil gibi görünür; fakat aslında delil değildir. Bizi, satın almaya zorlayan kişi "yeni olma" özelliğini delil yerine koyarak kullanmaktadır...