Büyük bir marifeti dile getirir gibi kurduğum bazı cümlelerin hayatımı kolaylaştırdığı iddiasında değilim. Üstelik, sürdürdüğüm hayat mıdır, ondan da pek emin değilim. Ya da hatırladıklarım ne? Bazen, hafızamı elime alıp seyrediyormuşum gibi hissediyorum. Sanki hafızam cam bir tüpmüş içine tıkış tıkış pamuk doldurulmuş; pamuk ıslatılıp basılmış, ıslatılıp basılmış, arada hiç hava kalmamacasına ağırlaşıp taşlaşmış ve artık pis bir is rengine bürünmüş…
Beni diğer adamlara benzetir, onların işlerine sokar, onların soluduğu havayı solutur, onların bakış açılarını kafama yerleştirirsen, işte bu farklılığı, beni, sevdiğin şeyi yok etmiş olursun. Yazma arzum, içimdeki en hayati şeydir benim. Odunun biri olsam, ne ben yazmayı arzulardım ne de sen koca olarak beni.
Bazen ebedi uykusu ve istirahatıyla ölüm çağırıyor beni;
Deniz derin ve sükünet içinde;
Uyutuyor her şeyi sinesinde;
Suya dalış, kabarcıklar ve biter,
Tek bir adımda her şey sona erer.