‘Oysa her çeşit korku, korkuyla yüz yüze gelmekten sakınıldığında daha fazla artar. Bir kimsenin, düşüncelerinin yönünü değiştirmek için harcadığı çaba, görmek istemediği hayaleti daha da korkunçlaştırır; her çeşit korku karşısında yapılacak en doğru iş, korkuyu mantıklı ve sakin olarak, ama dikkati yoğunlaştırarak, korku ve konusunu her yönüyle tanıyıncaya kadar düşünmektir.’
‘Manastır’da zabitlerden kaç samimi arkadaşım var hepsi de ancak Türk’üm dedikleri müddetçe hakk-ı hayatları olduğunu tasdik ediyorlar. Bununla beraber Arnavut neferlerinde bile Türklere karşı soğuk hisler görüyorum. Her millet kendi milliyetini iftiharla ilan ve onun etrafında envai teşekküller yaparken ve Türk camiasından ayrılmak için Türk milletinin inhilaline kadar yürüyerek komiteler teşekkül etmişken biz münevver zabitlerin bile bir Türk Birliği teşkilinde bu kadar gecikmemizi büyük gaflet buldum. İsmi isterse İttihat Terakki olsun…’