Elbet bir hinlik vardır seni sevişimde
Ey kanıma çakıllar karıştıran isyan
Azan bir hevestir artık tanyeri
Söküp gövdesinde bir cehennem parçalamak ister insan
Şehrin defterini dürüp uzanmak ister yanına..
Farklı Solukların arasından kayboluyoruz.
Kaybolup gidiyoruz tanımadığımız hayatların içinde.
Acil çıkış kapısı arıyoruz, hiçbir aciliyeti yokken gitmenin. Öyle, hiçbir şey demeden kapıyı vurup gitmenin yolunu arıyoruz...
Yığınla susku birikmiş hepimizin içine, patlamak için tek bir levha hareketi yeterli.
Sonra
acı taşıyan insanlara bakıyoruz, taşıdıkça içlerindeki yük biniyor nefeslerine.
Ama o kadar alışmışız ki bazı şeyleri görmeden gitmeye, vurup geçiyoruz yanlarından.
Aslında bizde taşıyoruz birşeyler bakma, yoksa nasıl vurup geçer acının yanından!
Değil mi, his kaybından bitişimizin nedeni?
Bazı insanların sırtında bir beşik vardır, çocuk yanımızı orada uyuturuz. Bazı insanların sırtı mezardır, ölüm döşeğidir, orada ölü bulunuruz...
"Ama asıl bugünü karanlıktan kurtarmak gerek.
Bir halk karanlık ve zulüm içinde yaşarken, yalnızca geçmişi aydınlığa çıkarmak için uğraşmak yeterli değil. "