"İtiraf ediyorum, kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! Kendime ait bir ev sahibi olduğumda, şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum."
Birinin aklına gelen bir fikri, başka birinin, benim aklıma geldi diye sahiplenmeye gerçekten ne hakkı olabilir? Ne var ki, biz 'bize verilmiş' şeyleri bile, bir resmi bir yazıyı, bir yemeği, bir sözü, bir evi bile benlenirken, eşsiz bir kitap ve benzersiz bir tablo hükmündeki kâinat, parça parça, Kâtibinden ve Sâniinden başkasına isnad ediliyor. Sözümona kendi 'telif'imizin derdine düşmüşken, beraberce Asıl Müellifin mülkünü çalıyoruz.
Bunca hırsızlanmaya rağmen, aleyhimize bir telif davası açılmış değil. Belki bu yüzden, hırsızlığımızı sorgulamayı akıl edemiyoruz. Bunu akıl edemediğimiz için de, Asıl Müellifin 'telif hakkı' olarak istediği hamd ve şükre bir türlü yanaşamıyoruz.
Hakikat ehli hakikatini anda seyreder.
Hz. Ali'nin sözünü hatırlayalım:
Dualarımı kabul etmemesinden bildim ben O'nu!
Yani beni bana bırakmamasından... isteklerimi yerine getirmemek suretiyle rahmet ve şefkatini belli etmesinden... şımarıklığıma izin vermemekle sırrını belli edişinden tanıdım ben O'nu.