İnsanlık, gerçeğin, adaletin ve güzelliğin arayışını sürdürüyor. Gerçeği arıyoruz çünkü zihnimizde depoladığımız yalanlara inanıyoruz. Adaleti arıyoruz çünkü sahip olduğumuz inanç sisteminde adalet yok. Güzelliği arıyoruz, çünkü kişi ne kadar güzel olursa olsun, o kişinin güzelliğine inanmıyoruz.
Yasa kitabına aykırı olan her şey, solar pleksus bölgenizde (karın bölgesi) rahatsız edici hisler yaratır. Buna korku denilir. Yasa kitabının kurallarını ihlal etmek, duygusal yaralar açar ve kabuk bağlamış duygusal yaraların kabuğunu koparır. Yasa kitabına aykırı davrandığınızda gösterdiğiniz tepki duygusal zehir üretir. Çünkü Yasa Kitabındaki her şey “doğru olan” olmalıdır. İnanç sisteminizle ilgili şüpheye düşürebilecek her şey sizin güven duygunuzu tehdit eder. Yasa kitabı yanlış bile olsa size güven içinde olduğunuz hissini verir.
Ve şunu keşfetti: Varolan her şey, tanrı dediğimiz tek Olan canlının, değişik ifadeleridir. Her şey Tanrıdır. İnsanın algılaması, ışığın ışığı algılamasından başka bir şey değildir. Maddenin bir ayna olduğunu da gördü. Her şey, ışığı yansıtan ve bu ışıkla görüntüler yaratan bir aynadır. İllüzyon dünyası, Rüya kendimizi olduğumuz gibi görmeyi engelleyen bir duman gibidir. “Gerçek biz, saf sevgi, saf ışığız” dedi.