Mustafa Azak

Mustafa Azak
@MustafaAzak
İnsan ne kadar yaşarsa yaşasın, ne kadar okursa okusun, en az bildiği şey, kendisi.
Freud'un Zihne Bakışı
Freud zihni bilinçli ve bilinçdışı bileşenlere ayırmıştır. Bilinçli zihin yani ego; görme, işitme, dokunma, tat ve kokuyla ilgili duyusal sistemler aracılığıyla kişinin dış dünyasıyla doğrudan temas halindedir... Bilinçdışı zihin yani id mantık ya da gerçeklikle değil haz ilkesiyle yönetilir; yani haz peşinde koşar ve acıdan kaçınır... Freud daha sonra bilinçdışı tasarımını idin, yani içgüdüsel bilinçdışının ötesine taşımış, süperego adını verdiği ikinci bir bileşeni işe katmıştır. Süperego vicdanımızı oluşturan ahlaki bileşendir.
Sayfa 252 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Bilim
Mustafa Azak
Ego Freud'un gerçeklik ilkesi adını verdiği gerçeklik tarafından yönlendirilir. Algı, akıl yürütme, eylemleri planlama, hoşnutluk ve acı hissetme gibi hazzı erteleyebilmemizi sağlayan niteliklerle ilişkilidir. Sıradışı Beyinlerden Öğrenebileceklerimiz / Eric R. Kandel
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Aydınlatıcı bir araştırmada, bir derse ilk kez giren üniversite öğrencileri, sadece üç ila on dakika arası bir zaman harcayarak başka bir öğrenciyi tanımaya çalıştılar. Hemen ardından, öteki kişiyIe yakın arkadaş mı, yoksa sadece selamlaşıp geçen iki tanıdık mı olacaklarını değerlendirdiler. Dokuz hafta sonra, o ilk izlenimlerin ilişkilerinin gerçek gidişatını kayda değer bir doğrulukla önceden belirlediği ortaya çıktı. Bu tür isabetli yargılara büyük bir hızla, hatta saniyeler içinde varılabilir. Böyle anlık yargılar büyük ölçüde, bir dizi sıra dışı sinir hücresinin faaliyetine dayanmaktadır: Bunlar şekli bir iğ gibi olan, bir ucunda irice bir soğanla uzun, kalın bir uzantısı bulunan beyin hücreleridir. Sinirbilimciler artık, sosyal sezginin hızındaki sırrın iğ hücrelerinde yattığını tahmin ediyorlar. Ani kararların “anında” alınmasını bu hücreler sağlıyor.
Sayfa 86 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Bilim
Mustafa Azak
İşin anahtarı, bu hücrelerin iğ şeklidir: Gövdeleri diğer beyin hücrelerinden yaklaşık dört kat iridir; çok geniş, uzun bir daldan, hücreler arası kablo vazifesi gören dendrit ve aksonlar çıkar. Bir sinir hücresinin diğer hücrelere sinyal iletiminin hızı, öteki hücrelere uzanan kollarının büyüklüğüyle orantılı olarak artar. İğ hücresinin devasa boyutları aşırı derecede hızlı bir iletim sağlar. ... O aksonların ilettiği belirli beyin kimyasalları, sosyal bağlantılarda oynadıkları merkezi rolü işaret eder. İğ hücrelerinde bol miktarda serotonin, dopamin ve vazopresin alıcıları bulunur. Bu beyin kimyasasalları insanlarla bağ kurmakta, aşkta, iyi ya da kötü ruh hallerinde ve zevk duymakta ana rolleri oynarlar. Bazı nöroanatomistler, iğ hücrelerinin türümüzü benzersiz kılan özellikler açısından hayati bir önem taşıdığını tahmin ediyorlar. Bu hücrelerin sayısı en yakın primat akrabamız olan insansımaymunlarda yalnızca birkaç yüz kadarken, biz insanlarda yaklaşık bin kat fazladır. Başka hiçbir memelinin beyninde İğ hücreleri bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bazıları, kimi insanların (ya da primat türlerinin) diğerlerine kıyasla sosyal açıdan daha bilinçli ya da duyarlı olmalarının nedenini iğ hücrelerine bağlamaktadır. Sosyal Zeka / Daniel Goleman
Anatomik Cinsiyet
DNA'mız yirmi üç kromozom çifti oluşturacak şekilde dağılır. Her kromozom çifti, biri anneden diğeri babadan gelen kromozomlardan oluşur. İlk yirmi iki çiftteki kromozomlar birbirine benzeyen ancak aynı olmayan DNA dizilerinden oluşur. Yirmi üçüncü çiftte bulunan iki kromozom -X ve Y kromozomları- birbirinden epey farklıdır. Bunlar anatomik cinsiyeti belirleyen kromozomlardır. Dişi X kromozomu diğer kırk dört kromozomla aşağı yukarı aynı şekle sahipken, erkek Y kromozomu epeyce küçüktür. Kadınlarda X kromozomunun iki adet kopyası bulunur, yani genetik yapıları XX'tir. Erkekler ise bir tane X, bir tane de Y kopyasına sahiptir; dolayısıyla genetik yapıları XY'dir.
Sayfa 236 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Bilim
Mustafa Azak
Y kromozomu erkek çocuğu nasıl meydana getirir? Her embriyo başlangıçta, genital kabartı adı verilen farklılaşmış bir gonad öncüsüne sahiptir. Gebeliğin yaklaşık altıncı veya yedinci haftasında, Y kromozomu üzerinde bulunan ve SRY geni (cinsiyet belirleyen Y bölgesi geni) adı verilen bir gen, farklılaşmamış genital sırtın testise dönüşmesini sağlayarak erkeğe dönüşme sürecini başlatır. Testis geliştiği zaman embriyonun cinsiyetinin akıbeti, testislerden salınan testosteron gibi hormonların etkisiyle iyice tasdik edilir. Gebeliğin aşağı yukarı sekizinci haftasıyla birlikte erkek fetüsün testisleri, neredeyse erinlik çağındaki bir oğlanın ya da yetişkin erkeğinkiler kadar testosteron salgılar hale gelir. Beden biçimi ve beyin özellikleri de dahil erkek olmanın hemen hemen tüm yönlerinden, bu devasa testosteron salınımı sorumludur. Gebeliğin yaklaşık altıncı haftasında, iki tane X genine sahip embriyo dişi cinsiyet gelişimi sürecini başlatır: Yumurtalıklar gelişir, bedenin cinsiyet farklılaşması ve beyin gelişiminin özellikleri dişi olma yolunu izler. Embriyonun dişi haline gelmesi için yumurtalıklardan büyük miktarlarda hormon salgılanmasına gerek yoktur. Sıradışı Beyinlerden Öğrenebileceklerimiz / Eric R. Kandel
Hazzın Biyolojik Temeli
Olumlu duygularımızın, haz veren hislerimizin tümü dopamin nörotransmitteriyle ilişkilendirilebilir. Dopamin üreten nöronlar beyinde az miktarda bulunmalarına rağmen, haz hissinin üretimiyle yakından ilişkili oldukları için davranışların düzenlenmesi konusunda çok önemli rol oynarlar. 1950'lerde İsveçli farmakolog Arvid Carlsson'un keşfettiği dopamin esasen beynin iki bölgesinde, yani ventral tegmental alan ve siyah madde bölgesinde bulunan nöronlar tarafından salınır. Ventral tegmental alandaki nöronlar aksonlarını hem insanlara, mekânlara ve nesnelere dair anılarla ilişkili hipokampusa hem de duyguların ayarlanması konusunda en hayati rolü oynayan üç beyin yapısına uzatır: Duyguları koordine eden amigdalaya, striatumda duyguların etkisine aracılık eden bölgelerinden biri olan nükleus akümbense, amigdalayı irade ve kontrole zorlayan prefrontal kortekse. Mezolimbik yolak adı verilen bu iletişim ağı beynin ödül sisteminin en önemli şebekesidir. Bu şebeke dopamin üreten nöronları, bilgiyi serebral korteksin bütün bölgelerini kapsayan çok geniş bir alana yayabilecek duruma getirir.
Sayfa 220 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Bilim
Mustafa Azak
Carlsson'un dopamini keşfinden kısa süre sonra McGill Üniversitesi”nden iki sinirbilimci, James Olds ve Peter Milner, bu nörotransmıtterin işleviyle ilgili araştırmaları bir adım öteye taşır. Fare beyninin merkezine elektrot yerleştirmekle işe başlarlar. Elektrotun yerleştirileceği konum büyük oranda tesadüfen seçilmiş olsa da sonradan Olds ve Milner'ın onu tam nükleus amümbensin, yani mezolimbik yolağın en can alıcı bileşeninin yanına koydukları anlaşılır. Ardından farelerin kendi beyinlerinin bu bölgesine (nükleus akümbensin bitişiğine) zayıf elektrik akımları verebilmesini sağlayacak bir manivela yerleştirirler. Kendi ciltlerine uyguladıklarında araştırmacılara hiçbir şey hissettirmeyecek kadar zayıf olan akım, farelerin nükleus akümbenslerine ulaştığında onlara haz verir; arzu ettikleri uyarıyı almak için fareler manivelaya tekrar tekrar basmaya başlar. Elektrotun neden olduğu haz gerçekten o kadar yoğundur ki kısa zaman içinde hayvanlar bundan başka hiçbir şeyle ilgilenmez olur. Yemeyi içmeyi, birbirlerine kur yapmayı bırakırlar. Yaşadıkları mutluğun esiri olmuş halde, öylece kafeslerinin bir köşesine çekilip kalırlar. Birkaç gün içinde farelerin çoğu susuzluktan ölür. Sıradışı Beyinlerden Öğrenebileceklerimiz / Eric R. Kandel