Mustafa Azak

Mustafa Azak
@MustafaAzak
İnsan ne kadar yaşarsa yaşasın, ne kadar okursa okusun, en az bildiği şey, kendisi.
Zihin Görüşü
Zihin görüşü, bir kişinin zihninin içine bakarak hislerini sezmek ve düşüncelerini çıkarsamaktan oluşan empatik isabet yeteneğidir. Aslında başka birinin zihnini okuyamayız elbette, ama hayli isabetli sonuçlara varmaya yetecek ipuçlarını yüzünden, sesinden ve gözlerinden yakalarız... Zihin görüşü, doğumdan itibaren ilk birkaç yıl içinde istikrarlı bir şekilde gelişir. Empatinin gelişimindeki dönüm noktalarından her biri, çocuğu başkalarının his ve düşüncelerini veya niyetlerini anlamaya bir adım daha yaklaştırır. Zihin görüşü, çocuk olgunlaştıkça aşamalar halinde belirir; en basit haliyle kendini tanımaktan başlar ve gelişerek ileri düzeyde sosyal farkındalığa dönüşür.
Sayfa 168 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Mustafa Azak
On sekiz ay civarındaki bir çocuğa elma dilimleri veya kraker gibi iki farklı çerez verin. Hangisini yeğlediğini gözlemleyin. Her iki yiyeceğin de tadına bakıp, onun seçtiğine karşı açık bir tiksinti, öbür seçeneğe ise güçlü bir tercih ifadesi sergileyişinizi çocuğa izlettirin. Sonra çocuğun elini iki çerez arasına yerleştirip, “Birini bana verir misin?” diye sorun. On sekizinci ayını doldurmamış bebekler genellikle kendi sevdiklerini; daha büyüklerse sizin tercihinizi uzatacaklardır. Daha büyük bebekler kendi tercihlerinin başkalarınınkinden farklı olabileceğini ve başkalarının kendilerinden farklı düşünebileceğini kavramış olurlar. Sosyal Zeka / Daniel Goleman
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zihin Görüşü
Zihin görüşü, bir kişinin zihninin içine bakarak hislerini sezmek ve düşüncelerini çıkarsamaktan oluşan empatik isabet yeteneğidir. Aslında başka birinin zihnini okuyamayız elbette, ama hayli isabetli sonuçlara varmaya yetecek ipuçlarını yüzünden, sesinden ve gözlerinden yakalarız... Zihin görüşü, doğumdan itibaren ilk birkaç yıl içinde istikrarlı bir şekilde gelişir. Empatinin gelişimindeki dönüm noktalarından her biri, çocuğu başkalarının his ve düşüncelerini veya niyetlerini anlamaya bir adım daha yaklaştırır. Zihin görüşü, çocuk olgunlaştıkça aşamalar halinde belirir; en basit haliyle kendini tanımaktan başlar ve gelişerek ileri düzeyde sosyal farkındalığa dönüşür.
Sayfa 168 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Psikoloji
Mustafa Azak
Yaklaşık on sekiz aylık bir bebeğin alnına büyük bir işaret koyup, aynaya baktırın. Genellikle on sekiz aydan küçük olanlar aynadaki akislerinde gördükleri işarete, daha büyükleri ise kendi alınlarına dokunacaklardır. Küçük bebekler henüz kendilerini tanımayı öğrenmemişlerdir. Sosyal farkındalık, kendimizi başkalarından ayırt etmemizi sağlayan bir benlik duygusuna sahip olmamızı gerektirir. Sosyal Zeka / Daniel Goleman
Makyavelci
Niccolò Machiavelli (Makyavel), 16. yüzyılda kurnazca manipülasyonlarla siyasi erki elde edip korumanın el kitabı olan Prens'i yazarken, iktidarı arzulayan kişinin sadece kendi çıkarlarını düşünüp, hükmettiği ya da iktidar uğruna ezip geçtiği insanları zerre kadar umursamaması gerektiğini varsaymıştır. Makyavelci için, insanlara çektirebileceği acı ne olursa olsun, amaçlar araçları meşru kılar. Bu etik, kraliyet saraylarının koruyucu ortamında yaşayan Makyavelli hayranları arasında yüzyıllarca geçerli olmuştur (ve tabii ki, birçok çağdaş siyaset ve iş çevresinde geçerliğini hâlâ sürdürmektedir). Makyavel'in varsayımına göre, kişisel çıkar insan doğasındaki tek itici güçtür; bu tabloda özgeciliğe hiç yer yoktur. Kuşkusuz, siyasi bir Makyavelci amaçlarının aslında bencil ya da kötü olduğunu düşünmeden, ikna edici, hatta kendisinin bile inandığı bir gerekçe bulabilir. Örneğin, her totaliter hükümdar kendi zorbalığını, devleti meşum bir düşmandan korumak için gerekli bir şey olarak savunur.
Sayfa 156 - Varlık Yayınları·Kitabı okudu
Liderlik-Yönetim
Mustafa Azak
Makyavelciliğin ilk testi aslında Makyavel'in kitaplarından alınan, “Çoğu suçlu ile diğer insanlar arasındaki en büyük fark, suçluların yakalanacak kadar aptal olmalarıdır,” ya da “Çoğu insan annesiyle babasının ölümünü, mal-mülkünün kaybına kıyasla daha kolay unutur,” gibi ifadelere dayanıyordu. Sosyal Zeka / Daniel Goleman
Freud'un Zihne Bakışı
Freud zihni bilinçli ve bilinçdışı bileşenlere ayırmıştır. Bilinçli zihin yani ego; görme, işitme, dokunma, tat ve kokuyla ilgili duyusal sistemler aracılığıyla kişinin dış dünyasıyla doğrudan temas halindedir... Bilinçdışı zihin yani id mantık ya da gerçeklikle değil haz ilkesiyle yönetilir; yani haz peşinde koşar ve acıdan kaçınır... Freud daha sonra bilinçdışı tasarımını idin, yani içgüdüsel bilinçdışının ötesine taşımış, süperego adını verdiği ikinci bir bileşeni işe katmıştır. Süperego vicdanımızı oluşturan ahlaki bileşendir.
Sayfa 252 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Bilim
Mustafa Azak
Freud yapısal zihin modeline, günümüzde uyumsal bilinçdışı adıyla bilinen üçüncü bir bileşeni yani bilinçöncesi bilinçdışını ekleyerek modeli tamamlamıştır. Bilinçdışının bu üçüncü bileşeni egonun bir parçasıdır; bilincin ihtiyaç duvduğu enformasyonları biz farkında olmadan işler. Bu nedenle Freud üst düzey bilişsel işlemlerin büyük kısmının bilinçdışı düzeyde, farkındalık ve anlamlandırma kabiliyeti olmadan meydana geldiğini düşünmüştür. Sıradışı Beyinlerden Öğrenebileceklerimiz / Eric R. Kandel
Freud'un Zihne Bakışı
Freud zihni bilinçli ve bilinçdışı bileşenlere ayırmıştır. Bilinçli zihin yani ego; görme, işitme, dokunma, tat ve kokuyla ilgili duyusal sistemler aracılığıyla kişinin dış dünyasıyla doğrudan temas halindedir... Bilinçdışı zihin yani id mantık ya da gerçeklikle değil haz ilkesiyle yönetilir; yani haz peşinde koşar ve acıdan kaçınır... Freud daha sonra bilinçdışı tasarımını idin, yani içgüdüsel bilinçdışının ötesine taşımış, süperego adını verdiği ikinci bir bileşeni işe katmıştır. Süperego vicdanımızı oluşturan ahlaki bileşendir.
Sayfa 252 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Bilim
Mustafa Azak
Freud başlangıçta bilinçdışını ağırlıklı olarak, farkındalığımız dışındaki içgüdülerden oluşan, bununla beraber davranışa ve yaşantıya etki eden tek bir oluşum olarak tanımlamıştır. İçgüdüleri de tüm zihinsel işlevleri güdüleyen güçler olarak değerlendirmiştir. Sayısız içgüdünün varlığını kabul eden Freud, bunları birkaç temel içgüdüye indirgeyerek iki genel grupta toplamıştır. Yaşam içgüdüsü eros, kişinin kendini koruma içgüdülerinin ve cinsel içgüdülerin tümünü; ölüm içgüdüsü tanatos ise tüm saldırganlık, özyıkım ve zulmetme içgüdülerini kapsar. Dolayısıyla Freud'un tüm insan eylemlerinin cinsel güdülenmeden doğduğunu ileri sürdüğü düşüncesi doğru değildir. Tanatos kaynaklı içgüdüler cinsel güdülenmeden ileri gelmez. Sıradışı Beyinlerden Öğrenebileceklerimiz / Eric R. Kandel