Mustafa

Mustafa
@MustafaCemil90
Kalbinizi temiz tutun. Zira herkes, kalbinin ekmeğini yer. . .
Üniversty
Kırşehir
3 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Mustafa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·80 syf.·
2017 2. kitabı
Stefan Zweig
7.2/10 · 171,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Mustafa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·216 syf.·
2017 1. kitabı
Sabahattin Ali
8.3/10 · 210,4bin okunma
" SABIR ve TEVEKKÜLLE RABBİNE SARIL..." O kulunu o kadar kusursuz sever ki... Kuluna öyle anlar ikram eder ki... Acıyla,hüzünle,aşkla insanlığımızı hediye eder bizlere... Ruhumuzu kurtarır yakarışlarımızda... Rahmetiyle okşar yüreklerimizi... Ne mutlu O'nun sevgisinin sırrına erebilene... *** "Günahlar insanın ömrünü kısaltır, KALP her günahla kararır katılaşır, işler bereketsizleşir, yüz çirkinleşir (nuru kaybolur), aile fertleri, eşler birbirinden soğur hatta çocuklarımız da bizim günahlarımız yüzünden zarar görebilir, İbadetin lezzeti kaybolur sonsuz hayatın tehlikeye girer (her günahta küfre giden bir yol vardır) " * Bundan dolayı GÜNAHTAN SAKINMAK (günaha sürükleyen işlerden) FARZLARI YERİNE GETİRMEKTEN ÖNCE GELMEKTEDİR ... ........ Peki ; ÇARESİ NEDİR, "RUHU ÖZGÜR KILMANIN..?"; (Günahlardan uzak kalmak istiyorsak;) ** Öncelikle, "Bir MEŞGULİYETİMİZ", en azından "bir DERDİMİZ" olmalı... Eğer boş durursak; zihnimizi, kalbimizi sanal alemin, ekranın, boş insanların, sokakların zehirli oklarından koruyamayız..! ** Ayrıca Aklımıza oldugu kadar "GÖZLERİMİZE de" hakim olmalıyız... Nasıl evimizi kapı, pencere açık bırakmıyorsak. Gözler de bedenin kapısı penceresi gibidir. Zihnimizi, kalbimizi olumsuz etkileyen durumlara karşı kendimizi sakınmalıyız. Nefsimize güvenmeyerek; bunlardan "UZAK DURARAK onu YARARLI VE İYİ ŞEYLERLE MEŞGUL EDEREK korunmalıyız..." ** Birlikte olduğumuz insanlara dikkat etmeliyiz, "İYİ ARKADAŞ" birlikteyken; güzel olanda, doğru olanda tutunabildigin arkadaştır... ** Her davranışından her yolculuğundan önce; "NİYETİNİ BERRAKLAŞTIR", kalbini sonsuzluğa emanet et, gözyaşınla temizle onu ve öyle adımını at..! ** Gücümüz, ömrümüz sınırlı iken; endişelerimizin, arzularımızın, hayallerimizin dairesinin sınırsız olması... "KALBİMİZİN
Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.” (Hadid, 20) Rasûlullah (sav) buyurdular: “Sevininiz ve sizi sevindirecek şeyler ümid ediniz. Allah’a yemin ederim ki, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Fakat ben, sizden öncekilerin önüne serildiği gibi dünyanın sizin önünüze serilmesinden, onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışa girmenizden, dünyanın onları helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum” (Buhârî, Rikak 7; Müslim, Zühd 6.) Ne hazindir ki, dünyevîleşme ve maddecilik salgınının kol gezdiği günümüzde, her şeyi materyalist bir zihniyetle değerlendirmeye alışmış olan bâzı çevrelerde, insanın şeref ve kıymeti; para-pul ve makam-mevkî ile ölçülür hâldedir. Düğünler, sünnetler, cenazeler de âdeta bunun test edildiği yerler durumundadır. Hâlbuki insanın izzet ve şerefinin ölçüsü; her hâlükârda İslâm şahsiyet ve karakterini muhâfaza etmesidir, yani îmânıdır, takvâsıdır, güzel ahlâkıdır. Lüks yaşama düşkünlüğü, düğün, sünnet ve sâir kutlama ve eğlencelerde sergilenen nefsânî ve şehvânî manzaralar, yapılan israflar, civardaki hastaları, bebekleri, mahzun, gamlı ve yorgun gönülleri düşünmeden, kul hakkı çiğnediğini aklının ucundan bile geçirmeden patlatılan silâhlar, havâî fişekler, maytaplar, rahatsız edici müzik çığlıkları vs… Bütün bunlar, dünyevîleşme ve yabancı kültür istîlâsının toplumumuzdaki menfî tesirlerinden birkaçıdır. Bizim dînî ve
Din
(ANNE-BABA olan arkadaşlar, MUTLAKA OKUYUN...) DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ "Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor. Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar. Yanıbaşımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen onbinlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor. Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor. Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar. Kendileri için yapılan fedakarlıkların hiç farkında değiller. Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar. Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar. İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı. Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar. Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor, atalarımıza karşı vefasızlar. Dedelerinin canları, kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar. Vatan, onlar için son model bir cep telefonundan daha değersiz. Milletimizin geleceği açısından endişeleniyorum. 20 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak? Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek? Evlerini nasıl idare edebilecek? Ülkeyi nasıl yönetecek? Vatanı nasıl savunup can verecek? Bütün bunlar neden oluyor izah edeyim. Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık. Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi. Çocuklar hayattan bihaber. Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz. Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale
Teknoloji