MUSTAFA OĞLAK

Puan vermedi·160 syf.··
2025 11. kitabı
İsveçlilerin “kararında yaşa, abartma” felsefesi. Okurken birkaç yerde kafamı salladım, “mantıklı” dedim… ama içimden de şöyle geçirdim: “Hayat bu kadar düz çizgide yürünmüyor kardeşim.” Her şeyin ortası… O da bir yere kadar. Bazı duygular fazlasını ister, bazı anlar da abartılmayı hak eder. Çünkü bizde denge, hissin terazisinde tartılır; akılda değil.
LagomLinnea Dunne · Pegasus Yayınları · 2018455 okunma
Reklam
Puan vermedi·83 syf.··
2025 5. kitabı
İvan Bey, sistemin sevdiği, statüye tapan, koltuğunu düz gösteren ama içi çürüyen bir memur. Ölüm kapıyı çalınca fark ediyor ki: Meğer tüm o “doğru hayat” yanlıştaymış. Kitap boyunca İvan, yavaş yavaş fiziksel olarak çöküyor ama asıl yıkım zihinsel. “Ben doğru düzgün yaşadım sanıyordum ama meğer sistem beni güzel oyalamış” demeye başlıyor. Yani hem iç organların iflası hem varoluş krizi, tek pakette. Ama dur, ağırlaşmadan söyleyelim: Bu kitap, bir bakıma “ölümden önce son çıkışta selfie çeken adam”ın hikâyesi. Hani o noktaya kadar her şey “Instagram’a uygun” ama sonra filtre tutmuyor. Ve gerçek başlıyor. Mizah mı? En kara olanından: insanın kendine bile itiraf edemediği hayat yalanlarını, Tolstoy alıyor, önüne koyuyor ve “Bak bakalım bu mu yaşamak?” diyor. Yani İvan İlyiç’in Ölümü, sadece bir adamın ölümü değil. Yanlış yaşanmış hayatların tokat gibi aynası. Hem güldürmez, hem güldürür; çünkü bazen tek yapabileceğin şey, “Allah’ım ben de mi?” demek. Ama işte o cümle, aslında hayatta kalmaya başlamanın ilk adımıdır.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2025 8. kitabı
·
105 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2025 19:41
Tuğba Parıltı’nın Neyi Nasıl Pişirelim? kitabı, mutfağı sadece yemek yapılan bir yer değil, hayatın küçük kararlarla şekillendiği felsefi bir alan gibi ele alıyor. Gıda mühendisliği bilgisini, herkesin anlayacağı netlikte sunarken, seni suçlamıyor; “Şöyle yapsan daha iyi olur” diyen nazik bir yol arkadaşı gibi. Kitap, sadece “ne pişireceğim?” sorusuna değil, “neden böyle pişirmeliyim?” sorusuna da yanıt veriyor. Arsenikten yoğurdun mayasına kadar her detay, abartmadan ama önemseyerek anlatılmış. Ne çok akademik, ne çok magazinsel; tam kararında, tam kıvamında.
Sağlıklı Beslenmek İçin Neyi, Nasıl Pişirelim?Tuğba Parıltı · Mundi Yayınları · 202497 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2025 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2025 13:12
Hayatımın en doğru zamanında en ihtiyacım olan zamana denk gelen kitap, Nietzsche ağladığında. Detaylandıracağım çünkü uzun yıllardır okuduğum en iyi eser! İyi ki şimdi okumuşum ama keşke daha önce de okusaydım. Bitti ama gitmedi.. sinapslarımın dili olsa hakan yavaş ciğerimi söktün diye haykıracak. Kısaca(yine kısa olmaz büyük ihtimalle ama) bahsedeyim ben meraklısına; Josef Breuer – Dönemin meşhur doktoru. Freud’un akıl hocası, ama kendi aklını yerinde tutmakta zorlanıyor. Orta yaş kriziyle, evlilik bunalımıyla ve varoluşsal boşlukla boğuşuyor. Friedrich Nietzsche – Aforizmanın ağır sıklet şampiyonu. Aşk yarası var, migreni kronik, yalnızlığa aşık ama bir türlü huzur bulamıyor. Psikolojik yardıma ihtiyacı var, ama bunu asla kabul etmiyor. Zaten ona göre “yardım istemek zayıflıktır”. Bıyıkları da ağzına giriyor rahat çorba içememekten şikayetçi. Bu ikili arasında geçiyor konu ve olay şöyle başlıyor; Lou Salome, Nietzsche’yi reddettikten sonra Breuer’in kapısını çalıyor ve “Şu adamı iyileştir, ama çaktırmadan” diyor. Breuer kabul ediyor. Ama plan işlemiyor. Çünkü Nietzsche sıradan bir hasta değil; adam felsefeyle duvar örüyor, duyguya geçit vermiyor. Ve felsefi düello başlıyor! Soru-cevap yok. Cevap-soru var. Tedavi yok. Karşılıklı çözülme var. Doktor, hastayı iyileştirmeye çalışırken, hasta doktorun içindeki kırıkları gösteriyor. İki adam da birbirine ayna oluyor. Hem çatışıyorlar, hem dönüşüyorlar. Ama kazanan yok. Çünkü bu, ringde değil, ruhta yapılan bir dövüş. Bu kitapta ne Nietzsche ağlıyor, ne Breuer tam olarak iyileşiyor. Ama sen okurken düşüncelerinle ve duygularınla ringe çıkıyorsun. Ve sonunda fark ediyorsun:
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2025 10. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2025 18:27
Çok acımasız olmak istemiyorum ancak uluslararası bestseller olmuş bir kitap bana dergi okuyormuşum hissiyatı verdi. Kendini tekrar eden biraz zorlama bir kitap olmuş. Hygge dedikleri kavram Türkçe karşılık olarak “esenlik” kelimesine denk düşüyor. Peki neymiş bu Hygge? Mum, yak, şömine yak, oyun oyna, sade yaşa, gez toz, iyi yemek ye falan filan.. özetle seni mutlu eden ne varsa onu yap, Danimarkalılar öyle yapıyor o yüzden hep araştırmalarda mutluluk birincisiyiz diyor yazar. Yazar Beye çağrımdır gel Türkiye’de 5 yıl yaşa senin Hyggeyi tekrar konuşalım.
Hygge-Danimarkalıların Mutluluk SırrıMeik Wiking · Pegasus · 2017943 okunma
Reklam