LAGOM-İsveçlilerin Dengeli Yaşama Sanatı-Linnea Dunne,160 sayfa
İsveç;yarım yağlı süt ülkesi.Lagom
(La-gum diye okunur) nedir , neden umurunuzda olmalı ve eğer umurunuzdaysa onu nasıl benimseyebilirsiniz?
Yazar, Lagom’un İngilizcede tam karşılığı olmadığını yazıyor ama yaklaşık olarak “ ne çok az ne çok fazla, tam kıvamında” anlamına geldiğini belirtiyor. Yaygın olarak kelimenin Viking terimi laget om’dan (takımın etrafında) geldiğini ve bal şarabıyla dolu bir boynuzu, herkese mutlaka en az bir yudum düşmesine dikkat ederek elden ele dolaştırma geleneğinden türetildiğine inanıldığını söylüyor.
Kitap bize İsveçlerin nasıl yaşadıklarını,mahalle kültürlerini, hayata verdikleri değerleri ,çocuklarıyla ilişkileri,arkadaşlık ilişkileri, iş yaşantıları,eğlence hayatları gibi konularda bilgiler veriyor. Kitap resimlerle ve yemek tarifleri ile süslenmiş, günlük yaşamdan resimler konmuş, zevkle ve eğlenceyle okunan bir kitap haline gelmiş.
Kitabı okurken bir masal diyarına gitmiş gibi oluyorsunuz ve bunlarda insan bizde insanız ,niye bizde böyle yaşayamıyoruz dedirtiyor insana.
“ Dünya Ekonomik Forumu tarafından yakın zamanda diğer ülkeleri neredeyse her konuda geride bıraktığı ifade edilen İsveç, cömert ebeveyn paketleri ve olağanüstü düşük yolsuzluk düzeyleri ile gıpta edilesi bir refah devleti haline gelmiştir. Bu açıdan, halkını koruyan ama özgür de bırakan bu yarım yağlı süt ülkesi başarılı bir dengeleme eyleminin ürünüdür.”Bu olabilir mi acaba sorunun cevabı?
Lagom yaşam tarzının size kazandıracakları :
* Çevre üzerindeki olumsuz etkilerinizi azaltabilirsiniz.
* İş-hayat dengenizi iyileştirebilirsiniz. *Evinizi fazlalıklardan arındırabilirsiniz.
* Daha bilinçli bir tüketici olabilirsiniz.
* Sevdiklerinizle ilişkilerinizi güçlendirebilirsiniz.
* iyi yiyeceklerin
Yarım yağlı inek sütü ülkesi İsveç inceleniyor Lagom’da..kısaca “denge”nin hayatlarımızı ne denli değiştirebileceğinden bahsediliyor.Oturmuş bir sosyal düzeni hemen yarın kendi ülkenizde uygulamaya sokmak tabii ki imkansız..Ancak herkesin kendi evinde ve sosyal çevresinde uygulanabilecek güzel yollar da yok değil.Şöyle bir alıntı da yapılabilir:
“Bütün mesele çizgileri nasıl birleştirdiğimiz,mecburiyetleri nasıl hafiflettiğimiz ve anlamlı anların kalıcı olmasını nasıl sağladığımız.”
Kendi adıma kuzenlerimi arayıp “hadi fika’layalım” diyerek başlayabilirim bu ufak çarkı kurma işlemine..
İşin Sırrı "Denge"de...
İskandinavlara özgü yaşam biçimi trendleri ,tüm dünyayı sararken;sıra Danimarka'nın"hygge"sinden sonra,İsveçlilerin "Lagom'unda..
LAGOM , İsveclilere gore, İsvec kültürunu ozetleyen ve yabancilarin kendi dillerine cevirerek anlayamayacagi bir kelime ve kavramdir. Turkcesi "cok fazla olmayan, az da olmayan, kararinda" gibi bir tanimla ifade edilebilir. ancak yine de İsvecliler, "kararinda olmak, orta, optimum, averaj" gibi kelimelerin sozcugu anlatmakta yetersiz kaldigini soylerler.
Lagom mantalitesinin İsvec kulturune kimligini verdigi soylenir. Dunyanin en yuksek gelir ve refah duzeyine sahip halklarindan biri olarak İsvecliler gercekten de alcakgonulludur. İnsanlara baktiginda kimin daha yuksek gelirli oldugunu anlamak imkansizdir. Bu konuda gercekten de gorgusuz degiller, ornekler verilebilir.Dünya savaslarina da katilmayan İsvec, politika ve ekonomide de lagomdur...
Lagom, 'her şey kararınca; ne az, ne de çok' diye çevrilebilecek ve özetle, sıradan İsveçli günlük yaşantısının her alanına hakim, İsveçli ruhunu tutsak eden, içinde zaman zaman gizli ırkçılığı da taşıyan, binlerce kalıp, davranış, tavır ve duruşun nedeni olan hayat felsefesinin adı.
Ana dili türkçe olan biri için telaffuzu oldukça zor olan kelimedir. İsveçliler- looo-gomm -şeklinde telaffuz edilmedikçe ne dediğinizi anlamayabilirler. Bugün kısmen görülse de isveç'in bugünlere gelmesinde payı büyük bir yaşam tarzıdır.Mesela lagom'u kanımca en iyi anlatan örnek Volvo arabalarıdır. ne Mercedes, BMW gibi gösterişlidir, ne de diğer düşük modeller kadar mütevazi. Tam ortadır , Volvo İsveçliye göre. olması gerektiği gibidir.ne azdır ne de çok. işte ben bunu anladım....)) Lagom
Kitap size bakış açınızda, günlük yaşamınızda, tüketim alışkanlıklarınızda ve benim için en güzeli "çöp üretim alışkanlıklarınızda" nasıl dengede durabileceğinizin fikrini veriyor. Bunu da "bunu bunu yapın" diye samimiyetsiz maddeler şeklinde vermiyor. Aslında sadece İsveçlilerin "normal"ini yani "dengesini" anlatıyor, siz onları okudukça söz konusu fikirleri kendiniz geliştiriyorsunuz.
"Bir kitap okudum hayatım değişti" demek imkansız tabi ancak kitabı okurken kafanızda sürekli yeni ampuller yanıyor; "İsveçlilerin böyle yaptıklarını ben kendi günlük yaşamımda şöyle yapabilirim" diye.. Değişmeye, dengeye gelmeye ve "nasıl daha iyi, daha verimli, daha dengeli yaşayabilirim?" düşüncesinde ve çabasında olan insanların kitaptan çok şey alabileceklerine inanıyorum, okumuş olmak için okuyan insanlara <tatlı, renkli, fotoğraflı ama öylesine> bir kitap olarak gelmesi de bu yüzden çok normal.
Yazar kitabı hyyge'a gönderme olsun diye yazmasaymış her şey çok daha güzel olabilirmiş aslında. Çünkü okurken şunu hissettiriyor; 'bakın Danimarkalılar, siz kendinizi mutlu sanabilirsiniz ama bizim de şu özelliklerimiz var!' Tamam anladık, en mutlu sizsiniz yahu!
Onun dışında güzel hayattan zevk alma ipuçları içeren ve aslında zaman zaman istemenin dozunu kaçırdığımız bu çağda İsveçlilerin azla da mutlu olabilme kültürünü görmüş oluyoruz.
Lagom kavramı üzerine, çeşitli betimlemelerle yazılmış bir kitap. Lagom kavramını keşfettiğimden beri her alanda uyguluyorum ve lagom'a olan ilgimden dolayı, rafta gördüğüm an neşeyle almıştım. Daha detaylı okumak hoşuma gitti çok güzel betimlemeler vardı hayatınıza yön vermeniz üzerine harika bir kitap lagom kelimesi keşfedilmeli dolayısıyla hepinize tavsiye ediyoruum(:
Hayatımda hali hazırda uyguladığım alışkanlıkları anlattığı için hem mutlu ve özgüvenli okudum hem de kitabın içinin daha dolu olması gerektiğini düşündüm. Kitap ciltli ve kaliteli , dolayusıyla nedense bu bana kitabın daha çok şey sunması gerektiğini düşündürür. Ama çok şey sundu mu ? Hayır. 1. Kitap hygge ve 2. Kitap lagom ‘ da sevdiğim şey anormal olmadığımı keşfetmem. Fakat daha fazla alışkanlık ya da “anormal olmayan” etkinlik , aktivite önerisi de benlerdim . bu kadar eleştiriye rağmen son kitap lykke’ de okuyacağım tabi ki
Okuması oldukça keyifli bir kitaptı. İsveç bakış açısıyla hayata bakmak bana huzur veriyor. Mutluluğu, tatmin duygusunu günlük rutinlerde bulma hissi oldukça etkileyici. Her şey bir denge halinde.
Lagom kelimesi İsveççe de ne az ne çok tam kararında anlamı ile kullanılır. Kitap İsveçlilerin dengeli yaşama sanatını konu alıyor. Ve yaşamın bize sunduğu sınırsız gibi görünen olanakların pervasızca kullanıldığını, bunun nasıl düzeltileceğine birer örnek sunuyor. Kısacası bir genel kültür kitabı, sayfaları oldukça renkli ve dikkat çekiciydi. Okumanızı tavsiye ederim.
Ne çok az ne çok fazla, tam kıvamında anlamına gelen Lagom sözcüğünün tüm yaşamımıza nasıl entegre ederiz üzerinde yazılmış bir kitap.
İsveçlilerin kültürleri hakkında da bolca bilgiler bulmak da bonusu olmuş.
İsveç’te yaşan biri olarak anlamadığım kültürel farklılıklara bir nebze açıklık getirmiş oldu.
İsveç’in en mutlu ülkeler sıralamasında nasıl en üst sıralarda olduğuna hep şaşırmışımdır zira hiç öyle gözükmüyorlar. Ancak bu kitapta birlikte mutluluk kavramının her insan/her ülke için farklı nicel ve niteliklere sahip olduğunu, onlar için kararında olmak mutluyum kelimesini kullanmak için çok geçerli bir sebep olduğunu anladım.
İç sesim şu soruyu hala soruyor: acaba çok yalnız ve depresif bir geçmişe sahip olup da bir parça nötr duruma yani kararında duruma geçince mi mutlu olduklarını düşünüyorlar.
Her halikuarda mutluluk biriciktir ve benim buna saygım sonsuz ne mutlu, mutlu olmayı başarabilene🩷
I am a writer, editor, mother and activist currently trying to figure out what anarcha-feminism is, what four-year-olds really want and whether it’s possible to master a headstand with as little as two-or-so 30-minute YouTube yoga sessions a week.
I work as a writer and editor and spend the rest of my time in a playground with my two sons, at Filmbase in central Dublin with the laptop, out running around Dublin Bay North, or navigating intersectional feminism and pro-choice politics in a selection of brilliant and frankly life-changing Facebook groups.
While most of my bill-paying work is probably best described as storytelling, or something along those lines, my blog falls somewhere between therapy, social commentary and venting, occasionally veering closer to the spewing of pure rage. I have tried but failed to start and maintain themed blogs more times than I can remember, so with two young kids around and more work to do than there are hours in the day I have decided to cut myself some slack and allow myself to simply blog as and when the urge comes, completely and fully without pressure or promise of consistency and adherence to theme, length or style. Enjoy the ride.