Gözlerinizin ürkek ve kararsız bir şekilde karşılaştığı rastlantısal bir bakışta ne kadar çok söylenmemiş istek, düşünce ve bunların anlaşılması korkusu ifade edilir!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşamınızın belli bir döneminde olaylarla ilgili bakış açınızın tümden değiştiği, o ana dek gördüğünüz her şeyin henüz bilmediğiniz öbür yüzünü size döndürdüğünü ansızın fark ettiğiniz oldu mu hiç sevgili okurlarım?
1852 yılında yayınlanmış olan Çocukluk romanı Tolstoy'un yarı otobiyografik üçlemesinin ilk eseridir. Üçlemenin ilk eseri olmasının yanı sıra Tolstoy'un da çıraklık döneminde yazmış olduğu ilk eserdir.
Her ne kadar tam bir çıraklık dönemi eseri olsa da yazarı Tolstoy gibi yaşadığı çağa damga vurmuş bir yazar olunca insanın beklentileri ister istemez artıyor. Bu yönüyle kendi adıma söylemeliyim ki birçok yazarın ilk eserini okuduktan sonra Tolstoy'un ilk eserinde diğer pek çok yazardan daha sönük bir ışık gördüm. Bunun ana sebebi ise eserin yaklaşık son 20 sayfasına kadar net bir alt planının olmayışı ve ancak son 20 sayfada yazarın nihayet bir yere gelmesiydi.
Bence esere yarı otobiyografik vasfını kazandıran durum Tolstoy'un hayatından izler taşımasından ziyade Tolstoy'un kendi çocuk kimliğini metnin ana karakterine yüklemesi olmuş. Ana karakterimiz henüz 10 yaşında olmasına rağmen bir yazarın taşıması gereken en önemli özellik olan gözlemciliğini kullanarak çevresindeki insanları harikulade bir şekilde tespit edebiliyor.