Mustafa Kırıcı

Mustafa Kırıcı
@Mustafa_1001
Ah, kimselerin vakti yok;durup ince şeyleri anlamaya. Gülten Akın
Uludağ Üniversitesi-İf
Eskişehir, 29 Mart
49 okur puanı
Nisan 2023 tarihinde katıldı
9/10
·536 syf.··
2025 13. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 00:00
Saçmalığın, kokuşmuşluğun, hiçliğin içine atıyor bizi Hakan Günday. Hayata farklı bir bakış açısıyla bakıp varoluşsal sancılar yaşayan iki karakterle yolculuğa çıkıyoruz. İsimleri gibi birbirine çok benzeyen iki karakter: Kinyas ve Kayra. Kendilerine olan saygınlıklarını yitirmiş, Kayra'nın deyişiyle kalpleri nasırlaşmış, vicdansız iki insan. İnsanların neden hayattan bir beklentisi olduğunu merak eden Kayra ve yine insanların altı milyarlık gaz odası için “seyredene iyi bir gösteri” dediği, gösteri devam etsin diye onun için ölüp doğduğumuz bir safsata olarak gördüğü dünyada yol alıyorlar. Uzun ve bir o kadar da zorlayıcı bir okumaydı benim için. Zaman zaman hak verip, zaman zaman yerdiğim; “bu kadar da olmaz” dediğim yerler oldu. Hakan Günday, din ve tanrı tasavvurlarına farklı bakış açılarıyla yaklaşıyor. Hayata yüklediğimiz mananın, gayenin ne olduğunu sorgulatıyor. İnandığımız dogmaların ne derecede akla yatkın olduğunu düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. Benim açımdan en önemlisi, hayatta anlamın, hayata verdiğimiz mananın ne derecede önemli olduğu. Roman boyunca, gerçekten istediğimiz bir hayatı mı sürdürdüğümüzü yoksa istemesek de öyle görünmeye zorlandığımız bir hayat mı yaşadığımızı düşünmemi sağladı. Belki içimde de Kinyas ve Kayra’dan bir parça vardır; belki de varlığı reddedecek kadar cesaretim olmadığından yaşamayı taklit ediyorumdur. Kim bilir... -Kayra: “Her şey saçma, Kinyas. Yaşamak da, ölmek de, sevmek de. Hepsi birer kandırmaca.” -Kinyas: “Belki haklısın. Ama ben artık bu saçmalığın içinde yaşamak istemiyorum. Hiçbir şeyin anlamı kalmadıysa, ben en azından nedenini aramak istiyorum.” İlham dolu ve sorgulayıcı okumalar dilerim
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,3bin okunma
Reklam
Unutulan Bir Kahramanlık Yurdu: Söğüt
10/10
·224 syf.··
2025 11. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 16:59
Söğüt, Bilecik iline bağlı; altı yüz yıllık bir saltanatın ilk başkenti, havası sert, insanı mert olan, Evliya Çelebi’nin tabiriyle “Dillerle anlatılamayacak kadar güzel” bir ilçemizdir. Kurtuluş Savaşı’nın ilk günlerinden itibaren kurulan Söğüt Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Atatürk ve silah arkadaşlarına desteğini hiçbir zaman esirgememiş, varını yoğunu gözünü kırpmadan bağımsızlık uğruna feda etmiştir. Kitabımız, İzmir’in işgalinden Büyük Taarruz’a kadar olan süreci Söğüt perspektifinden, tarihî kaynaklarla birlikte bizlere sunuyor. Kitaba ismini veren “Söğüt Kazası” olarak adlandırılan bölge ise Bozüyük, İnönü, Mihalgazi bucakları ve köylerini kapsamaktadır. Bilgen Ertekin’in ciddi tarihî araştırmaları sonucu ortaya koyduğu bu çalışmanın titizliği açıkça görülmektedir. Ancak ne yazık ki Söğüt ve çevresinde yaşayan halkın bu tarihi derinlikten yeterince haberdar olmaması üzücüdür. Almanya, İsrail, Kore, Ermenistan gibi ülkeler kendilerince yaşadıkları acıları her fırsatta gençlerine, yaşlılarına anlatmak için türlü yollar ararken; maalesef Söğüt’ümüzde, şanlı direnişimizi, atalarımızın fedakârlıklarını gösterecek bir müze dahi bulunmamaktadır. Bu kitap, bu eksikliği bir nebze olsun gidermeyi amaçlamakta; fakat gereken ilgiyi gördüğü de söylenemez. Umuyorum ki önümüzdeki dönemlerde bu bilinç daha da gelişir; tarihimizin bu kıymetli sayfaları daha fazla insanımıza ulaşır. Hepinize ilham dolu okumalar dilerim. Fikir oluşturması açısından, okurken hem hüzünlendiğim hem de gururlandığım bazı alıntılarla yazımı bitiriyorum: # Yazar Bilgen Ertekin, kitabın sonunda şu çarpıcı ifadeye yer veriyor: Söğüt bu soyut özellikleri somutlaştıracak en anlamlı davranış, İstiklal Savaşı gazisi bir kent olarak hak ettiği İstiklal Madalyasının Söğüt'e verilmesidir. Bu kutsal madalya,
Kurtuluş Savaşı'nda Söğüt Kazası ile BozüyükBilgen Ertekin · Tunç Yayıncılık · 20181 okunma
10/10
·479 syf.··
2025 10. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2025 16:20
Tutunamayanlar’a göre okuması ve anlaması daha kolay bir kitap oldu benim için. Elbette askıda kalan, tam kavrayamadığım yerler vardı; ama Oğuz Atay’ı okumayı göze aldıysanız, bunların olağan olduğunu düşünüyorsunuz zaten. Ana karakterimiz Hikmet Benöl, hayattan elini eteğini çekmiş, derin bir bunalımın içine sürüklenmiştir. Sessizce, kimseye haber vermeden, kendi deyimiyle bir "gecekonduya" sığınır. Bu gidiş, bir kaçıştan çok bir arayıştır. Kendini kelimelere emanet eder; oyunlar yazarak varlığını duyurmak, iç dünyasının karanlık dehlizlerini sahneye taşımak ister. Anlaşılma arzusu, onu kalemle hakikatin peşine düşürür. Çünkü Hikmet, ancak oyunlarıyla konuşabileceğine, ancak sahnede var olabileceğine inanır. –Spoiler– Hikmet Benöl’ün bu arayışı, sonunda onun intiharıyla sonuçlanır. Roman boyunca kendime şu soruyu sormadan edemedim: “Neden derdini anlatmıyorsun Hikmet? Seni anlayan birileri mutlaka çıkardı.” Bir başka metinde Bilge de bunu söylüyordur zaten “Söyleseydim başka türlü mü olurdu sonumuz, diyorsun? Saçmalama Hikmet. Ne bileyim, konuşsaydın, anlatsaydın.” (Bilge’nin sözleri, s.143) Ama Hikmet, ne benim ne de Bilge gibi düşünüyordu. “Merhum Hikmet Bey kardeşimiz, benim kanaatimce emsalsiz bir piyes muharriri olmak için fevkalade gayret sarf eden mümtaz bir kalemdi.” (s.472) Hikmet’in kendi ölümünden sonra yazılmasını hayal ettiği bir övgüdür. Değerinin ancak öldükten sonra fark edileceğine inanır ve bu tanınma ihtiyacını bile kendisi sahneye koyar. Belki de onu hiç anlayamadım, anlayamayacağım... Ama belki de mesele, onu anlamaktan çok, onun gibi hissedenleri fark edebilmekte saklıdır. Belki de bu hikâyeler, başkalarını anlamaya çalışırken kendimizi tanıyabilmemiz içindir.
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
10/10
·176 syf.··
2025 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 00:47
Behçet Hocam, ESOGÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde görev yapmakta olan güzide hocalarımızdan. Sosyal medyada yansıttığı, şakayla karışık hitabını burada da görüyoruz. Bu hitaptan kaynaklı olarak “fakirler, bizim gibi fakirler” ifadelerini sıkça göreceksiniz. (Bir üniversite öğrencisi olarak profesörlerin fakir olduğuna inanmıyorum hocam; beni inandıramazsınız. :) ) Bu kitap, daha akıcı ve muhabbet havasında geçmesini sağlamış. Verilmek istenen düşünce şu: Bu dünyada hiç kimse eşit şartlarda hayata başlamıyor. Başarısızlık da hayattan bir parça ve bunu kabullenmemiz gerekiyor. Realist bir biçimde kendimize bir amaç, ideal belirlemek ve bu amaç uğruna kendimizi adamak önemli. Elbette, bunlar kitabın sonuç bölümünde yer alıyor. O kısma gelene kadar motivasyonunuz yerlerde. Aslında hepimizin bildiği ama kabul edemediğimiz gerçekleri, Behçet Hocam’ın tecrübeleriyle harmanlanmış biçimde, gerçekleri bir bir çarpa çarpa okuyorsunuz. Sindirmesi biraz zor. Herkese keyifli okumalar dilerim (tabi bu mümkünse).
Kalk Çalış Başarısız Ol!Behçet Yalın Özkara · Kronik Kitap · 20241,819 okunma
Puan vermedi·752 syf.··
2025 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 17:49
"Türk milleti esir yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır." – M. K. Atatürk Bazı kitaplar vardır, "İyi ki bu zamanda okumuşum." dersiniz. Uzun zamandır kalınlığıyla gözümü korkutan bir romandı, ancak okumaya başladığımda bir çırpıda bitirdiğimi fark ettim. Roman diyorum, çünkü yazarımız ön sözünde de bahsettiği gibi, Millî Mücadele’yi ulaşabildiği kaynaklar eşliğinde, yaşanmış olaylarla ve tarihî seyirle paralel bir şekilde yazmış. Bu yüzden kalkıp kitaba "İşte efendim, kitapta şuradan bahsedilmemiş, buralar çok kısa geçilmiş, yazar objektif bir şekilde anlatmıyor..." gibi yorumlar yapmayı anlamsız buluyorum. Fazla söze gerek yok! Kimi yerde ağlayacağınız, kimi yerde gururlanacağınız, yediden yetmişe her Türk’ün ve bu vatana borcu olduğunu hisseden herkesin okuması gereken, tarihî kurgu ile harmanlanmış bir kitap. Herkese etkileyici ve ilham verici bir okuma deneyimi dilerim.
Şu Çılgın TürklerTurgut Özakman · Bilgi Yayınları · 202324,6bin okunma
Reklam