Kitap tamamen karamsarlık teması üzerine kurulmuş bir roman ve benim yüreğimi dağladı. Genel itibariyle, kaymakamın elim bir cinayet sonucu anne babası öldürülen Yusuf'u evlat edinmesi ve Yusuf'un bu ailenin küçük çocuğu Muazzez'i ilgisiyle büyütmesi ve sonrasında aralarında geçen aşkı anlatıyor. Ama Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf'u yazarken "bu kitabı okuyanlar bir an bile mutlu olmamalı" der gibi yazmış. Azıcık bir mutluluk, azıcık bir sevinç olan her yer sonrasında felaket ve yıkımlar getirdi. Neyse en azından sonu iyi bitecek sanırım dedim, Sabahattin Ali bu sevinci de kursağımda bıraktı. Yusuf karakterini ise hiç sevmediğimi söylemem lazım. Muazzez'in yalvarırcasına bakan aşk dolu gözlerine romanın sonuna kadar kaçamak bakışlar fırlattı. Hatta onu gömerken bile... Ama bu kitabı okurken, bilinçsiz bir anne sevgisinin ne kadar kötü olduğunu da gözlerinizle görecek ve Şahinde karakterini ömrünüz boyunca unutamayacaksınız. Ve en önemlisi de, ne olursa olsun insan kendine ve ailesine yetecek kadar para kazanabilmeli, kimsenin önünde eğilip bükülmek zorunda kalmamalı ve ne olursa olsun Yusuf'un içine düştüğü çaresizliği yaşamamalı. Son bir tavsiye, psikolojik olarak kötü olduğunuz veyahut modunuzun düşük olduğunu hissettiğiniz bir anda okumayın bence kitabı.