Hep Bi merak, eline aldığında soluksuzca, okuduğum bir kitap, buruklaştığım, kalbimin ritmi in bozulduğunu hissettiğim bir aşk ve dostluk hikayesi okudum. Rasim'in vefakarlığı, Maria ve Raif beyin çıkarsız ve soluksuz aşkı, mektuplaşmalarda ki o naiflik, çok çok güzeldi.. Ama şu sözü okuyana kadar...
"Öyle ya... Bir ayrılık anında, basit bir heyecanın şevkiyle verilmiş bir sözü tutmamak için en kolay çare, münasebeti hiç münakaşasız kesivermekti"..
Çok oturdu içime, kitap artık kitap olmaktan çıktı, şu 3-5 kelimelik söz beni yine kendimle yüzleştirdi, yargılamanın önü açıldı, istinafı beklemeden, astım kendimi.. Şapka düştü, kel göründü... Unutacağım seni Ey Peri, Ruhsar.. Az kaldı..
Neyse kitap güzel, Sabahattin Ali güzel, hayat güzel..
Zorla elime tutuşturulan, öncesinde adından haz etmediğim beni ters köşeye yatıran:) beni anlatan, üst düzey Bi hafıza, akıl üzerine faydalı tartışmaların olduğu bir kitap, faydasız konu yok mu? Var elbette... Şu oldu faydasızlığını gördüğüm analist bakış açısını bazı noktalarda terk edip farkındalık ve kişilik kavramlarını daha üst, ruh gibi, noktalara taşıması olmuş, fena mı olmuş, iyi olmuş.
Israrlı bir öneri oldu, adına bakılırsa birçok insanın ortak serzenişi, Du Bi okuyuum ben bunu :) neler okuyacağımı az çok tahmin ediyorum. Aynı şeyle mi! :)
İncelemeden ziyade kendi fikrim, Bi burjuvanın asla hata yapmayacağı konusuna çok değinmiş, hepimiz insanız, hata bizler için var, bunun burjuvası mı olur? Bi akıp gitmedi..