Vüsat O. Bener, gerek Oğuz Atay ile olan arkadaşlığı, gerek Tutunamayanlar'daki Süleyman Kargı karakterine ilham veren olması sebebiyle okunmaya değer bir yazar. Kitabın ilk hikayesi olan ve esere adını veren Siyah-Beyaz ise Turgut Uyar'ın anısına olması sebebiyle dikkat çekici. İlk hikayeyi kavramakta çektiğim zorluktan sonra -bu yazarın değil benim sığlığımdan- diğer anlatıların daha yalın geldiğini söyleyebilirim. Öykülerde geçen askerlikle ilgili düşünceler sebebiyle yazarın özgeçmişine baktığımda Harp Okulu mezunu olduğunu, bir süre sonra askerliği bıraktığını öğrendim. Bazı öykülerdeki karakterler ve onlarla olan diyaloglar bende kitabın otobiyografik özellik taşıdığı hissini yarattı. Hikayeleri sanki içimizden biri gibi kaleme alırken kullandığı dil ise olağan üstü diyebilirim. Bu yüzden ilk fırsatta yazarın diğer eserlerini de okuyarak kaçırdıklarımı telafi etmeye çalışacağım.
"Ancak anlama ve dinleme çabasıdır ki, mutlak olarak tanımlanan mecburiyetlerin belki de o kadar mutlak olmadığı hissini doğurur. Ancak birbirimizi sabırla dinleyerek, yıkıcı ve kesin inançlardan uzaklaşabilir, derdimizin ötekini yok etmek değil, onunla birlikte var olmak olduğunu fark ederiz."
"Sessizlik sözün tacıdır. Susmak ve dinlemekledir ki, ana katılırız. Dil sessizlikle olgunlaşarak vücut bulmalı. Bir dostun huzurunda durduğumuzda, onun varlığı kafamızdaki bütün hesapları
silmeli."
Hayatı internette dolaşır gibi yaşıyoruz. Bir anda birkaç pencere birden açarak,
ayrı iklimlerde geziniyoruz. Bedenimiz bir yerde, ancak ruhumuz başka başka
yerlerde geziniyor.