Mabetler sadece pratik sebeplerle inşa edilmez, onlar aynı zamanda tahayyül içindir. Sinan’ın eserleri ruhun güzellik ihtiyacına hitap eder, bize kutsalı düşleme imkânı sunar. Eğer güzellik karşısında etkileniyorsak, o halde ruh uyanıktır. Ruhun yeteneği, etkilenebilmesinde gizlidir.
Bu güne kadar okumamakla ne çok şey kaybetmişim dediğim bir okuma serüveninin sonunda merhaba!
Sosyal medyada sık sık Oblomov gibi "tabirini" duyar bir türlü anlam veremezdim. Okuma sürecimin sonunda vardığım kanı insanların Oblomov'u tembellikle eş anlamlı olarak kullandığı yönünde fakat bana göre bu yanlış bir düşünce... Önsözde geçen: "Toplumsal bir kaderin Oblomov'u içine düşürdüğü bu kaçınılmaz uyuşmayı rastgele bir tembellikle karıştırmamak gerekir. Tembel, işten kaçan ve işsizlikte mutluluğu bulan adamdır. Oblomov'sa hiçbir zaman işe giremeyen, işsizlikten de zevk alamayan bir adamdır." cümlesi pekçok okurun dikkatini çekmiştir. Oblomov, gerek yetiştirildiği çevre, gerekse iç dünyasının derinliğiyle dünyaya adapte olamayan ama kendi dünyasında da mutsuz olduğunun farkında olan adamdır ama bunu değiştirecek gücü kendinde bulamaz, ne zaman bulduğunu düşünse bir şeyler olur ve emelleri gerçekleşmez...
Eser ilk olarak bir dergide "Oblomov'un Rüyası" olarak bir dergide basıldıktan sonra kitap haline gelmiş. Okurlara tek bir soru yöneltme şansım olsa; "Oblomov bütün okuduklarımızı rüyasında mı gördü?" demek ve cevaplarını dinlemek isterdim.
Gonçarov ve Oblomov'a dair okuduğum bir makalede "Karakterinin en büyük özelliği ağır başlı, hatta "flegmatik" olmasıydı. Belki de bu yüzden Gonçarov'a arkadaşları "tembel adam" (çelovek de-Len) lakabını takmışlardı" diyor. Oblomov belki de yazarın gerçek dünyasından kesitler taşıyor...
Peki bizim coğrafyamızda Oblomovlar var mı? Yine önsözden alıntılayalım:
"Konya'daki çiftliğinin geliriyle Beyoğlu'nda, bir türlü gerçekleşmeyen hayaller içinde yaşayan işsiz yarı aydınlar ve memurlar az değildir. Kaldı ki hepimizde, iş hayatına karışanlarımızda bile, Oblomovluk vardır. Avrupalılaşma yolunu tutan her Doğu milletinde