Doğrusu, yanlışı kalmadı işin
Biz aklın yolduğu çağda yaşadık
Aklım var diyen akılsız keşişin
Bilirkişi olduğu çağda yaşadık
Hakk dedi Hakk’ın esirgedikleri
Boş kaldı ağır taşın gedikleri
Yazıcıoğlu Muhsin dedikleri
Bir Beyin öldüğü çağda yaşadık
Unuttuk Kür Şad’ı, Yavuz Başbuğ’u
Pembe tezkereli kaptı koltuğu
İt köpeğin diploma denen tuğu
Bakkaldan aldığı çağda yaşadık
Bezdik adaletinden yargıcından
Kalmadı demirin bile tuncundan
Kahpelikler devrinin utancından
Yerin yarıldığı çağda yaşadık
Erkek ürkek oldu, bayanlar cesur
Şimdi açmak değil açmamak kusur
Domuz gibi kokmuş etin bin küsür
Talipli bulduğu çağda yaşadık
İffet, namus çağın engizisyonu
Seks oldu her filmin kompozisyonu
Dedenin bilmediği pozisyonu
Bebenin bildiği çağda yaşadık
“Kitaplar ikiye ayrılır” demiş Pârisa. “Tekrar tekrar okunacak olanlar ile hiçbir vakit okunmaması gerekenler. Şayet kitabın bu ikincilerdense ‘anlaşılsın’ diye tasa etme. Şayet birincilerdense ya seçkinlere hitap ediyordur ki onlar anlarlar ya da anlayana kadar okurlar. Şu halde zor olanı yap çünkü sen insansın; senin bir seciyen olmalı.”
Sayfa 338 - Muhammed Pârisa ve Genç Şair, Litera Yay. 4. Baskı, 2020, İstanbul