Oğuzhan Âsım Güneş

Şairlerimiz ekseriyetle “zaruret-i vezn” hastalığından vefat ederler.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sana derim sana ey Acem şahı Üstüne Mağrip’ten asker geliyor Tahtını yıkıp da mülkün almağa Sultan Murad kalkmış kendi geliyor Otuz bindir hani meydan diyenler Seksen bin de sarı postal giyenler Doksan bin dahi serden geçenler Sultan Murad kalkmış kendi geliyor Sultan Murad uluların ulusu Hacı Bektaş velilerin velisi Altmış bin de Urumeli delisi Sultan Murad kalkmış kendi geliyor Genç Ali Paşa da bir ünlü vezir Yetmiş bin mızraklı yanında hazır Hak’tan imdat oldu yetişti Hızır Sultan Murad kalkmış kendi geliyor Karac’oğlan der ki cenge doyulmaz Can tatlıdır tatlı cana kıyılmaz Ordusu yıldızdan çoktur sayılmaz Sultan Murad kalkmış kendi geliyor
Serceste
Dinleyin bir güzel medhin edeyim Bir beni var şirin canı bendetmiş Bir beni var kaşla göz arasında Bir deni de ak gerdanı bendetmiş Bir beni başının tacıdır tacı Bir beni kabe'de hacıdır hacı Bir beni urum'dan alır haracı Bir beni de aşıkanı bendetmiş Bir benin bahası gürcü gürcüstan Bir benin bahası hind-ü hindistan Bir benim bahası şol arabistan Bir beni de tatar han'ı bendetmiş Bir beni bendetmiş şam'ı haleb'i Bir beni bendetmiş mısr'ı anteb'i Karacaoğlan der nazlı çelebi Bir beni de al-osman'ı bendetmiş
Serceste
Benden selam eylen kavli yalana İnanmam ağalar yüzü gülene Kefen kısmet olmaz güzel sevene Beni yârin yağlığıyla saralar