Oğuzhan Âsım Güneş

Serceste
Hay ağalar böyle m'olur Hali yardan ayrılanın İner ummana dökülür Seli yardan ayrılanın Gökte turnalar çekilir İner yerlere dökülür On beş yaşında bükülür Beli yardan ayrılanın Turnalar havadan geçer Mah yüzlere nurlar saçar Ah ile vah ile geçer Günü yardan ayrılanın Gül dikensiz bitmez imiş Bülbül gülsüz ötmez imiş İşe güce yetmez imiş Eli yardan ayrılanın Karacaoğlan geçmez dilek Ateş aldı yandı yürek Sağ yanında hazır gerek Salı yardan ayrılanın
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Vilâyet hünkârın, seyrân bizimdir.
Sühefâ evliya gedâ mürted Para mabud bankalar mabed | Abdulhak Hamid Tarhan
Serceste
Üç günlük fâni dünyada, Ölmeden gülen öğünsün. Beş vaktini de kazaya, Komayıp kılan öğünsün.
Serceste
Sana derim sana Âşık Veli Bir nâme göndersem seçebilin mi Mevlâ'm seni kulum deyi yaratmış Boynuna farz olan beşi bilin mi Âşık Ali'm der sözlerim söküldü Müslim olan bir dereye döküldü Kabe-i Şerif'e üç ev yapıldı Hangisi doludur boşu bilin mi Âşık Ömer'im der derim vallaha Dilim ile zikrederim Allah'a Kabe-i Şerifte ol Beytullah'a Ârş Âla dan inen taşı bilin mi Karac’oğlan der bu dünya yalan Gidenler gelmiyor inandım kalan Hazret-i Ali'ye car deyi varan Ayaksız yürüyen başı bilin mi