Yüksek makamlara erişen ve Tanrı dostlarına en yakın olan kimseler ise, bütün iç ve dış güçleriyle benliklerine karşı savaşarak halkı geride bırakan öncüler(sabikûn) olacaktır.
Çalışmalarını, müşahede makamında durmayı ve oradan ayrılmayı istemine bağlı bir duruma getirinceye kadar sürdürdü. En alt düzeye indirdiği zorunlu bedensel gereksinimlerini gidermenin dışında hiçbir şey için makamından ayrılmaz oldu. Yine de bu küçük ayrılıklar, üzüntü ve acıya boğuyordu Hay'ı. Bu nedenle, ayrılığa neden olan bedeninden bütünüyle kurtularak sonsuz huzura ve kurtuluşa ermeyi diliyordu Tanrı'dan.
Hayvanlar, doğal olarak örtülüydüler. Gizlenmesi gereken yerleri kuyrukla, kürkle ve benzerleriyle gizleniyordu. Kendisi bunlardan da yoksundu. Bu durum kendisine ağır geliyor, üzülüyordu.[1]
[1] Hay'da ortaya çıkan ilk duygu utanmadır. "Ağacın meyvesini yedikleri zaman kendilerine ayıp yerleri göründü, cennet yapraklarından oralarını örtmeye koyuldular" (7/22) ayetinin belirttiği gibi Adem ile Havva cennette yasak meyveyi yer yemez, bir bakıma meleksi saflıktan insani yapıya geçer geçmez, ilk olarak utanma duygusu kendini göstermektedir.