Gül güzeli

İlle de aşık olacağım diye tutturmuştum..
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·240 syf.··
2019 17. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2019 11:38
Kitap, 'Öpüşmeye başladı aşk' diyen BBC ve Kanal 4 tarafından kendisine "dünya çapında bir öpüşme uzmanı" olduğunu söyleyen, Adrianne Blue'nun, insanın öpüşmeyi nasıl keşfettiği ile ilgili oldukça uzun ve bilgi dolu bir serüvene çıkarıyor okuyucuyu. Kitap oldukça bilgi yüklü olduğu için okurken biraz sıkıldım. "Öpüşmenin doğal tarihine değinirken öpüşmeyi masumiyet çağından zevk çağına götüren öpüşlerin tarihini anlatıyor: yanak yanağa, dudak dudağa; elden, dilden, cinsel organlardan, ayaktan... " Ve bunu geçmişten günümüze pek çok örnek vererek anlatıyor yazar. Peki nedir öpüşme? Acaba Freud'un dediği gibi insanın anne memesini arayışında mı ortaya çıktı yoksa yaratılmıştan mı vardı ? Yazar öpüşmek, onun için donanımlı doğduğumuz ve doğmadan önce nasıl yapılacağını bildiğimiz bir şey olduğu (içgüdüsel olduğunu) savını savunur tüm kitap boyunca. Bunu savunurken de verdiği örneklerden biri; bebeklikte beslemek için kullandığımız üç refleks olan emmek, yutmak ve tutmak için gerekli olan bütün biyolojik etmenlerin, yeteneklerin doğumdan önce verildiği söyler. Mekanik olarak konuşmak için de bu üç refleksin kullanılıyor olması elbette tesadüf değildir tıpkı öpüşmek gibi.. Yani kısaca insani olan herşey gibi öpüşme de yaratılıştan kaynaklanır ve göz ardı edilmemesi gereken bir başka şey de bunun üzerinde yetiştirilmenin de önemli bir etkisi olduğudur. Gelelim kendi adıma en eğlenceli kısma, Freud'un düşüncelerine, böyle bir kitapta Freud olmasaydı olmazdı elbette :))) Freud, sonraki ilişki ve bağlantılarımızın anahtarının, bütün hasarları -ve hazlarıyla- bebekliğin oral deneyimleri olduğunu düşünür. (Çocukların psikoseksüel gelişim süreçlerini bilmiyorsanız yüzeysel de olsa okumanızda fayda var. Size bunun için bu siteyi
ÖpüşmeAdrianne Blue · Ayrıntı Yayınları · 2000139 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2018 32. kitabı
Sınavlardan mı, yoksa nasıl geçeceğine karar veremeyen şu bahar havasından mı bilemiyorum ama bir türlü elime kitap alamadım geçtiğimiz ay. Okumam gereken kitaplardaki 'gereklilik' eki de sanırım kitaplardan da siteden de iyice uzaklaşmama neden oldu... Neyse efendim kardeşimin 'abla bunu okusana' diye önüme koyduğu kitapla bu 'okuyamama' haline son verdiğimi düşünüyorum... Kitaba gelirsek... Çocuk kitaplarının naifliğini ve çocukların dünyasındaki o hassas ve narin gücün bașarabildiklerini okumayı seviyorum. Kitapta konumuz 'engeller'... Melody engelli vücuduna hapsolmuş 11 yaşında bir çocuk. Fakat zihni, algıları ve düşünceleri sonuna kadar sağlıklı ve gelişmiş. Bence kitapta asıl anlatılan, Melody'nin engelleri değil, bizim sözde 'normal' olanların engelleri... Kendini aşamayan egomuz, ön yargılarımızın set kurduğu o yüksek duvarlar, 'normal'e olan o takıntılı halimiz... Bütün bu engellerin bize neler kaybettirdiğini anlatıyor aslında kitap... Melody' nin anlatamadıkları değil aslında konu, bizim yani 'normallerin' anlayamadıkları... Parlak bir zihnin önüne koyduğumuz çürümüş ve kokmuş duvarlardan ibaret aslında her şey... Melody'nin seslerin rengini görebilen o muhteşem zekasını görememek bizim suçumuz, onun fotografik hafızasını fark edememek, fark edildiğinde ise bedensel engeli yüzünden 'hak etmediğini', bu sosyal düzene ait olmadığını düşünme gafletine düşmek bizim ayıbımız... Hareket bile edemediğiniz bir hücrede, ses geçirmeyen duvarlar eşliğinde yaşamaya çalıştığınızı hayal edin. Ya da ölü zannedilerek mezara gömüldüğünüzü... Melody tam olarak bunları yaşıyordu. Işlevsiz bedenin ardında, çığlık atan bir zihni vardı. Ve o her şeye rağmen o çığlıkları duyurabildi. Kaçımız bu kadar güçlü olabilir? O mezarda nefes almayı başarabilir? Melody başardı.
Edebiyat
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,9bin okunma
9/10
·264 syf.·
2018 153. kitabı
Merhaba! Ben Melody. Neredeyse on bir yaşındayım ve şimdiye kadar tek kelime konuşmadım... Çünkü özel bir insanım ben... Ve sevgili büyüklerim... İnanın bu benim müziğim, sadece ritmimi hissedin... Stephen Hawking’i tanıyor musunuz? Hıh! Ben onun çocuk versiyonuyum... Beni merak ettiniz mi şimdi? Anlatıcaklarım sizi üzmesin lütfen ben iç dünyamda kimse bana laf söylemediği sürece mutluyum.... Şöyle ki; annenize ve babanıza onları ne kadar çok sevdiğini hiç söylememiş olmanın nasıl üzücü olduğunu tahmin edebilir misiniz? Hatta onlarla doğrudan konuşamadığınızı? Evet doğrudan hiç bir zaman konuşamadım ben... Taa ki benim durumundakiler için üretilmiş yeni bilgisayarım Medi-Talker’ı bulana kadar. Onların gözünün içine bakıp bilgisayar sayesinde onları sevdiğimi söyledim... İnanılır gibi değil... Biliyor musunuz? Halinize şükretmelisiniz... Bazen düşünüyorum da keşke bende trip atacak kadar vücuduma hakim olabilsem... Ya da arkadaşlarımı okulda defterlerine bir takım Notlar alırken görüyorum, ah! Ne muazzam, aynı şeyi yapmayı o kadar çok isterdim ki..! Ama ben tekerlekli sandalyeye bağlıyım ve sadece parmak uçlarımı kullanabiliyorum... Ah! Hayır hepinizin bildiği gibi bana acımanız isteyeceğim son şey olur! Hem benim melek gibi bir annem, Süpermen gibi bir babam var! Onları çok seviyorum ve çok mutluyum. Sevgili büyüklerim! Size başımdan geçen bir yaramazlık anımı anlatmak istiyorum. Tabi ki her çocuk gibi bende biraz yaramazlık yapıyorum... Öğretmenim bir keresinde beni ve arkadışımı sesli güldük diye “sus” işareti yaparak uyardı, bu çook güzel bir duyguydu inanın ki kendimi diğer çocuklar gibi hissettim... Medi-Talker bilgisayar benim hep elim ayağım, konuşamadığım ağzım dilim oldu. Ne iyi yapmışlar böyle bilgisayarlar icat etmekle. İlk Medi-Talkerla
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,9bin okunma