Belki sen beni alıp evine getirirken büsbütün başka şeyler düşünmüştün.
Sana yepyeni bir dünya açacağımı sanmıştın …
Seni sükûtu hayale uğrattım.
Ben sana rehber değil , anca yoldaş olabilirdim , fakat yolu ikimiz de bilmiyorduk ve birbirimize yük olmaktan , birbirimiz şaşırtmaktan başka bir şey elimizden gelmiyordu .
Zannediyorsun ki , hepimiz birer makineyiz ve evvelden kurulduğumuz gibi işleriz. Bir yerde bir bozukluk oldu mu , derhal orayı söküp atmak lazım!…
En kuvvetli insanın bile bazen ne kadar zayıf anları , istediğinin tam aksini yapmaya mecbur olduğu dakikaları bulunduğunu nasıl inkâr edebiliriz?
“Ne olacağı , nereye varacağı malum olmayan hayatının artık bir mana almaya başladığını görüyordu . Bundan sonra kafası ,üzerinde düşünülecek şeyler bulmakta güçlük çekmeyecek; hisleri, koparılmadan kuruyan meyveler gibi ,içinde buruşup kalmayacaktı .”