O Fatih meydanının önünden geçerken meydan kahvelerinde bir sürü işsiz güçsüz, softa makulesi adamlar oturuyorlar. Biraz temizce giyindin mi insanın arkasından fena fena bakıyorlar, kimbilir neler söylemiyorlar, insan yolda bile rahat yürüyemiyor. Sonra o dükkanların hali nedir? Adım başına aşcı ve kahve. Erkeklerin işi gücü kahvede, caminin önünde oturup sokağı seyretmek.
Muazzam bir kitaptı, tesirinden uzun bir müddet kurtulmam kabil değil. Peyami Safa'nın nadide eserlerinden biriydi. İstanbul'un tefessühünü kitabında çok inceden işlemiş ve de bu çöküşün alelade bir hal aldığını bize anlatmıştır. Tüm okuyuculara hararetle tavsiye edebileceğim bir kitaptır.
Zavallı Hatice müsaade etmeliydi de mezar taşının üstüne bir Arap şairinin mezarındaki şu cümle yazılmalı ve bütün sözde kızlara hitap etmeliydi: "Dün sizin gibiydim, yarın benim gibi olacaksınız!"
Büyü yapımında bazen büyücüler, cinlerden de yararlanırlar. Şu kural her zaman hatırımızda olmalıdır: "Allah izin vermezse, ne cinler, ne başka yaratıklar insanlara zarar verebilirler". O halde bütün mesele, Allah Teala'ya bağlılığımızdadır.
Falcılık da, insanları aldatmaktan, kandırmaktan başka bir şey değildir. Falcılığın dayandığı bir esas ve temel yoktur. Falcılar sırf yalanla işi götürmeye çalışırlar. Hokkabazlık da bir gözbağcılığı, yanıltma ve aldatmadan ibarettir.